Aralık 18, 2009

Şu başıma gelenleri düşündükçe nasıl öfkeleniyorum anlatamam. Tanrım! Tam da herşeyin yoluna girdiğini düşündüğüm bir anda nasıl da kandırılmışım.. Neymiş, içimdeki şeytanı çıkarmış! Palavra. Jeanette denen kadının bir dolandırıcıdan fazlası olmadığını öğrendim bugün. İçtiğim o berbat şey, gördüğüm halisünasyon ve verdiğim onca parayı bir kenara bırakıyorum da yaşadığım bu hayalkırıklığı beni en çok üzen şey oldu. Çünkü lanet olsun ki bu defa gerçekten inanmıştım! Bu hayatta insanın inancını yitirmesi kadar kötü birşey yok inanın. Tüm bu şeytan çıkarma saçmalığının düzmece olduğunu anneme anlatmadım çünkü en azından onun için herşey düzelmiş görünüyor. Ben de herşeyden kaçmak ve biraz olsun iyi vakit geçirmek için Arlene ve Rene’nin partisine gittim. Bundan sonrası ise tam bir felaket oldu! O kadar çok içmişim ki, en son koca bir şişe votka eşliğinde arabaya binip gaza bastığımı ve karşıma çırılçıplak bir kadın (!!) ve kocaman bir domuz çıkınca kaza yaptığımı hatırlıyorum. Kenya, Bon Temps polisi, elbette ki bu anlattığıma inanmadı ve hayatımda ilk kez bir geceyi nezarette geçirmek zorunda kaldım. Neden? Çünkü annem çıkarmadı beni buradan! Bu kadın için yaptıklarımı, katlandıklarımı düşünüyorum da hepsi boşunaymış. Bu en zor anımda yanımda kendi öz annem sırtını döndü bana, çünkü onun ruhuna zararlıymışım! Maryann gelip de kefaletimi ödeyip beni almasaydı kimbilir daha kaç gece geçirecektim o delikte.

maryann

Maryann, benim gibi zor durumda kalan gençlere yardım eden bir sosyal işler memuru, yani bana söylediği kadarıyla öyle. Böyle diyorum çünkü bu kadar muhteşem bir arabası ve muhteşem bir evi olan bir memur olabileceğini bilmiyordum. Hangi sihirli dünyadan geldi bu kadın bilmiyorum ama iyi ki geldi.

 
Aralık 15, 2009

Başta her ne kadar karşı çıkmış olsam da annemin içinde var olduğunu iddia ettiği şeytanı gerçekten de çıkarmış durumdayız. Ama görülen o ki ondan çıkan şeytanın kat be kat beteri bende var! Nedenini bilmiyorum, sürekli kızgın ve sürekli nefret doluyum. Neredeyse kimseyi – Sookie ve Lafayette dışında tabi ki – yanıma yaklaştırmıyorum, yaklaştıramıyorum ve bu durumdan ötürü kendimden çoğu zaman nefret ediyorum. İşte sırf bu yüzden, belki bana da yardım eder düşüncesiyle ormana dalıp Bayan Jeanette’i ziyarete gittim.

Bayan_Jeanette

Karşısında beni görünce pek şaşırmamış gibiydi ve neticede benim içimde anneminkinden daha beter bir şeytan olduğuna kanaat getirdi. Aynı işlem için ise benden tam 800 dolar istedi! Kaçık kadın! Her zamanki gibi sinirlenip basıp gittim. Bütün gün evde, barda, yolda söylenip durdum ve sonunda Sam’den aldığım parayla bir kez daha ormanın yolunu tutup kadını buldum. O gece orada yaşadığım şeyleri düşününce bile tüylerim ürperiyor. Karanlıkta gördüğüm o küçük kızın, kendi çocukluğum olması bir yana, elimde bıçak kanlar içinde ortada kalışıma hala anlam veremiyorum. Yine de tuhaf bir şekilde hafiflemiş ve arınmış hissediyorum kendimi.

 
Kasım 30, 2009

Biliyorum çok aptalca ama şu şeytan çıkarma ayini işe yaramış görünüyor! Her ne kadar temkinli yaklaşmaya gayret etsem de son birkaç gündür süregelen tablo karşısında sevineyim mi korkayım mı bilemedim. Önce evdeki tüm şişeleri (ki çoğu yarısına kadar doluydu!) çöpe boşaltan annem, sabah benden önce kalkıp (!!) en sevdiğim krepten pişirmişti, ve üstelik nefesinde zerre alkol kokusu yoktu. İnanılmaz birşey! O kadar neşeli, o kadar mutlu görünüyordu ki anlatamam. Çok uzun zamandan sonra ilk kez bir annem olduğunu hissetmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu tahmin dahi edemezsiniz.

Krep

Bu güzel haberi anlatmak için dayanamadım kahvaltı sonrasında uçarcasına Sookie’ye gittim. Çıldırmış bir halde temizlik yapıyordu. Yok oraya basma yok buraya dokunma diyip durdu bana. Lafı resmen ağzıma tıktı. Tam konuşacaktım ki ne göreyim! Ah Sookie, sen hiç akıllanmayacak mısın be kızım! Olan olmuş işte. O kadar uyarmama rağmen her zamanki inatçılığıyla bildiğini okumuş yine. Bin defa Bill’den uzak durması gerektiğini anlattım ama ne fayda! Saklama gereksinimi bile duymadığı boynundaki ısırıklar herşeyi anlatıyordu..

Sookie'nin vampir ısırığı

 
Kasım 23, 2009

Yufka yürekli salağın tekiyim ben. Ne kadar huysuz ve aksi olsam da bir yanım hayatımı bunca yıl cehenneme çevirmiş olan anneme dahi kıyamayacak kadar yumuşak galiba. Öfkelenmekten kendimi alamıyorum ama yine dönüp dolaşıp yanıbaşında buluyorum kendimi. Kimbilir belki de çaresizliği, yalnızlığı dokunuyor bana. Neticede karşıma “içimde şeytan var” diyerek çıktığı gün, onu bir daha asla dinlememeye yemin etmiştim ama günün sonunda eve dönüp onu kanepenin üzerinde öylece yatarken görünce dayanamayıp kıvrılıverdim yanına. Belki yanında olursam onu bu lanet olası bağımlılığın elinden kurtarabilirmişim gibi hissettim.

Her zamanki gibi yanılmışım. Bankadan arayıp da annemin problem çıkardığını öğrendiğimde beynimden vurulmuşa döndüm. Gördüğüm manzara utanç vericiydi. Nasıl bu hala gelebildi annem, nasıl bu kadar küçük düşürebildi kendini biliyorum.. Tek bildiğim çok çaresiz ve acı içinde görünmesiydi ve sanırım o noktada ona yardım etmeyi seçmekten başka çarem yoktu. Çok saçma olduğunu, şeytan diye birşey olmadığını biliyorum! Ama o benim annem lanet olsun! İnanmasam da ona yardım etmek zorundaydım.

İşte böylece gecenin karanlığında ormanın içinde yürüyüp sözüm ona şeytan çıkarma ayini için Bayan Jeanette’i bulmaya gittik. Yolda ne kadar ürperdiğimi anlatamam. Pek çok kez bu işin çok saçma olduğu düşüncesiyle vazgeçmek istedim ama annemi hiç bu kadar kararlı görmemiştim. Derme çatma bir karavana vardığımızda geri dönüşü olmayan bir yola girer gibi hissettim yine de sesimi çıkarmadım. Bayan Jeanette, annemin üzerine taşlar dizerken ben de bir köşede bir an önce gitsek diye huzursuzlanıp durdum. Fakat sonra o kadar tuhaf, korkutucu şeyler olmaya başladı ki birkaç kez diklensem de sonunda epeyce tedirgin olmuş bir şekilde olduğum yere sinip kaldım.

Bayan Jeanette

 
Kasım 16, 2009

Şu hayatta bana kendi öz annemden daha fazla annelik etmiş tek insandı Gran.. Ölümü bir şaka gibi, hala inanmakta zorlanıyorum. Eve kapanıp sadece ağlamak istesem de Sookie’yi yalnız bırakamazdım. Tüm gücümü toplayıp olabildiğince yanında olmaya çalıştım ama zavallıcık delirmiş gibiydi. Abuk subuk yiyeceklerle başsağlığı için eve doluşan tüm o kaçıklar kimbilir neler düşündü de delirttiler kızı. Allahtan yanımızda Lafayette de vardı da apar topar odasına çıkardık. Bir turta uğruna insanların üzerine saldıracaktı neredeyse.. Gran’in yaptığı son turta..

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bu en zor gününde, hayattaki tek dayanağı kendi öz kardeşi de uzun süre görünmedi ortalıkta. Ta ki bir hışımla odaya girip Sookie’nin suratının ortasına bir tane patlatana kadar. Tanrım! O an nasıl öfkeye kapıldığımı anlatamam! Oracıkta parçalamak istedim Jason’ı. Bir insan kendi kardeşine böylesi bir günde bunu nasıl yapar. Biliyor, Bill ile görüştüğü için suçluyor onu ama bu kadarı da fazla. Var gücümle üzerine yürüyüp Jason’ı göndermeyi başardıktan sonra baktığımda Sookie’nin hali perişandı.. Lafayette’in tüm ısrarına rağmen direnip de içmediği Valium’u usulcacık alıp yuttu. Keşke, keşke onun için yapabileceğim birşey olabilseydi. Daha önce de söylediğim gibi, Sookie benim için kendi ailemden bile daha değerli..

Lafayette ve Sookie

Cenaze töreni ise benim için tam bir rezaletti. Peder, konuşma yapması için Sookie’yi kürsüye davet ettiğinde ikinci bir kriz geleceğini tahmin etmeliydim. Ayakta zar zor duruyor olsa da metanetini korumaya çalıştığı belliydi ama ne olduysa – sanıyorum ki yine düşünceler – birden avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı, ben yerimden kalkıp yanına gidene kadar da koşup uzaklaştı.. Bu hale gelmesinin bir nedeni de uzun zamandır ailenin bir ferdi olmaktan çıkan amcasının, bir şekilde törene katılmış olması olabilir diye düşündüm.

Tara Thornton

İşte ben tüm bu düşüncelerle ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, kürsüde annemi gördüğümde donup kaldım. Bu kadın beni delirtecek yemin ederim! Ne demeye, hangi yüzüle, hangi sıfatla çıkıp da konuşmaya karar verdi biliyorum ama bu davranışının nedenini öğrenmem çok da uzun sürmedi. Törenden sonra yanıma gelip de içine giren şeytandan bahsetmeye başlayınca sinirlerime hakim olamadım, o ana kadar kendimi tutmaktan acıyan kaslarım birden gevşeyiverdi ve kahkahalara boğuldum. Buna bir bakıma sinir krizi demek de mümkün! Herneyse, anneme göre İçine giren şeytan, bunca yıldır bana çektirdiği eziyetin tek sorumlusuymuş. O yüzden de ondan kurtulması gerekiyormuş, bunun için de para lazımmış. Tanrım! Bir insanı sömürmek ancak bu kadar olur.. Sen her gece alkolün etkisiyle sızıp kal, kendi kızının hayatını mahvet, sonra da içime şeytan girdi de! Arkama bile bakmadan basıp gittim yanından. Değil sesini yüzünü bile görmek istemiyorum bu kadının! Lanet olsun..

 
Kasım 2, 2009

İnanın bana bu dünyada insanın sarhoş bir anneyle uğraşmak zorunda olması kadar kötü birşey yok. Daha ben küçücük bir kızken bile, annemin beni yarı ayık kovaladığını hatırlarım. Her defasında aynı yere sığınırdım; Stackhouse evi. O günden bu yana değişen hiç birşey yok aslında, hala annemle uğraşıyorum. Sadece artık çocuk olmadığım için başımın çaresine daha kolay bakıyorum belki de.. Bu akşam yolda gelirken bunları düşündüm bir an. Yanıbaşımda ilaçların etkisiyle sızmış Jason’a bakarken, o yıllarda beni annemden nasıl koruduğunu anımsadım. O küçücük boyuyla anneme nasıl da diklenmişti. O zamandan beri, kardeşliğin çok ötesinde derin bir bağlılık duyuyorum ona. Bağlılık dediysem, işte adını koyamadığım bir his var içimde. Zaten başka türlü onu kurtarmak pahasına yalanlar atıp kendimi riske atmazdım heralde. Jason’ı bir an önce hapise tıkmak isteyen Andy’nin karşısında, geceyi beraber geçirdik yalanını salladığımda Tanrı biliyor ya içimden bunun bir gün gerçek olabilmesi için resmen dua ettim. Hoş, gayet farkındayım ki Jason için ben bir kız kardeşten öte değilim ama kimbilir, belki bir gün?

 
Ekim 18, 2009

Sam’in Sookie’nin peşinden apar topar gitmesiyle birlikte bir anda kendimi Merlotte’sda içki servisi yaparken buldum. Arkama bile bakmadan Super Save A Bunch’tan ayrılmamla artık bir işim olmadığı için bu durumu kendi lehime çevirdim ve Sam’i burada çalışmam konusunda bir şekilde ikna ettim. Merlotte’s müdavimlerine içki servisini bundan sonra ben yapıyorum. Gerçi barın müşterilerinin büyük çoğunluğunun aptal olduğu düşünülecek olursa, bu yeni işim de fazla uzun sürmeyebilir! Neyse, en azından Sookie’ye göz kulak olabileceğim..

 
Ekim 16, 2009

Bu boktan kasabanın boktan işlerinde çalışmaktan çok sıkıldım artık. Herkes gibi ben de para kazanmak zorundayım ama insanların aptallıklarına hiç katlanamıyorum. Geçen akşam mağazaya gelen şişko ve çirkin bir müşteri, adını bile bilmediği bir ürün için vıdı vıdı etmeye başladığında daha fazla dayanamadım ve istifayı basıp çıktım. Böyle ani kararlar vermenin iyi olmadığının farkındayım, ama içimde bir anda kabaran öfkeye mani olamıyorum. Her neyse, mağazadan çıkınca biraz kafamı dağıtmak için Sookie’nin yanına uğrayayım dedim. Sookie, çocukluğumdan beri benim en yakın arkadaşım. Neredeyse tüm hayatım, kendi evimden ziyade onun büyükannesi ile birlikte yaşadığı evde geçti. Bu yüzden benim için çok değerli olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Merlotte’s bara vardığımda Sookie her zamanki gibi masadan masaya koşturuyordu. Ben de kendime bir margarita söyleyip biraz olsun rahatlamaya çalıştım. Sookie vakit buldukça yanıma uğruyor bir yandan da Sam ile sohbet ediyordu. Bu arada, her fırsatta yüzüne vursam da Sookie, Sam’in ona çılgınca aşık olduğunu bir türlü kabullenmek istemiyor. İşin komiği, Sam dahil hepimizi onun taa çocukluğundan beri sahip olduğu şu düşünce okuma yeteneğini biliyoruz. Buna rağmen konuyu her zaman bir şekilde geçiştirmeyi başarıyor. Aslına bakarsanız bu durumdan en fazla tırsan benim.. Çünkü kendimi bildim bileli, Jason’a, yani Sookie’nin kardeşine karşı mani olamadığım bir ilgim var. Onu gördüğümde, normalde ne denli huysuz olsam da bir anda yumuşuyorum ve eminim o an aklımdan geçenleri anlamak için bir insan düşünce okumak gibi bir yeteneği olmasına gerek bile yoktur!

Neyse.. Sookie ve Sam ile laflarken içeri garip görünümlü ve oldukça beyaz tenli bir adam girdi. Sookie birden büyük bir heyecana kapılıp, adamın bir vampir olduğunu söyledi ve ben daha ağzımı dahi açamadan koşup gitti. Neymiş, iki yıldır bu anı bekliyormuş! Beni bazen çileden çıkarıyor bu kız. Söz konusu bir vampir ise olabildiğince uzak durmak gerek. Son zamanlarda sağda solda vampirlerle seks yaptıktan sonra ortadan kaybolan insanların haberlerini duyuyorum. Düşüncesi bile tüyler ürperticiyken bu kızın bu kadar korkusuzca davranması sinirlerimi bozuyor. Tru Blood sayesinde artık güvendeymişiz. Sen onu benim külahıma anlat! Adamlar yüzlerce yıldır kanımızla beslendikten sonra sentetik kanı tercih ederler mi hiç?

 
Kullanım Koşulları