Amerikan Vampirler Derneği’nin vampirleri toplumun bir parçası olarak kabul ettirmeye yönelik aktif çalışmaları sayesinde insanlar, (televizyondaki sıkı propaganda şovlarının da etkisi ile olsa gerek) son iki yıldır vampirlerin etrafta olmasını kabullenmiş görünüyor. Aslında bu bir kabullenişin ötesinde, alışmaya başlamakla ilgili sanıyorum. En azından varlığımızdan tedirgin olsalar bile korkup kaçmıyorlar, sadece delip geçen meraklı bakışlarını yöneltiyorlar.
Yine de aramızda görünmez ama kati bir çizgi var. Gün ışığına çıkamadığımız için hayat bizler için ancak hava karardıktan sonra başlıyor, o hayatı da insanlardan nispeten uzak, kendimize ait alanlarda geçiriyoruz. Legal haklarımız henüz olmasa da, bizlere özel restoranlar, barlar ve hatta oteller bile yapıldı. Gündüz de rahatça dolaşabildiğimiz, özel aydınlatmalı otellerin keyfine diyecek yok gerçekten. Hem minibarda bulunan hem de oda servisinden isteyebildiğimiz Tru Blood seçenekleri (benim tercihim her zaman 0 Pozitif’den yana, siz de denemelisiniz!) ve bahsettiğim tüm bu imkanlar, belki de gerçekten toplumun bir parçası olarak yaşayabileceğimizi gösterdiği için en azından bana umut veriyor!
Her ne kadar olumlu gibi görünse de yaşanan bu gelişmeler bazı kesimleri elbette ki öfkeden kudurtuyor. Başta Güneş Kardeşliği olmak üzere pek çok dernek ve kişi bizlerin dünya üzerinden ebediyen temizlenmesi gerektiğine inanıyor. Yasal haklarımızı alabilmemiz için çalışanlar olduğu kadar, bizleri tümden yok etmek için çalışanlar olduğunu da biliyorum. Neredeyse her akşam canlı yayında yakaladığım Newlin çifti, dinin muazzam gücünü insanları manipüle etmek için rahatlıkla kullanırken, Tanrı’ya duydukları sonsuz sevgi ile bizlere karşı duydukları sonsuz nefreti aynı cümle içine sığdırabiliyor, ve bizleri ekran başındaki milyonlarca insana hedef gösteriyorlar..
Bu da yetmezmiş gibi son haftalarda özellikle Louisiana çevresinden gelen haberler, beni dehşete düşürüyor. Avrupa’dan kaçan birçok vampirin son durağı olması nedeniyle Louisiana, sayıca fazla olduğumuz bir bölge ve aldığım haberler vampir kanı ticaretinin burada da yayılmaya başladığını gösteriyor. İnsan kanı, bir besin öğesi olması dışında pek bir anlama sahip değil bizim için. Oysa ki vampir kanı, hiçbir kıyas kabul etmeyecek değere sahip. Kendi yasalarımız doğrultusunda taviz vermeyeceğimiz tek konu vampir kanı ticaretini yapanların cezalandırılmasıdır. Bunu yapanlar, ister vampir ister insan olsun, yakalandıkları anda en ağır cezaya mahkum edilir. Vampir yasaları özünde insanların koyduğu tüm kurallardan daha acımasızdır ve tüm gruplar tarafından kabul görür. Buna rağmen, kendi kanını insan ırkına kendi tercihiyle verebilen vampirler nasıl olur anlam veremiyorum. Durumu netleştirmek ve gerekli planı uygulamalak için kısa süre sonra Avrupalı vampir birlikleri kendi içlerinde toplanarak bölgeye gitmesi için bir ekip yaratacaktır. Bu da demek oluyor ki senelerdir gitmediğim Louisiana’yı tekrar görmem gerekecek..
Amerikan Vampirle Derneği de nedir? Tam olarak anlayamadım ben bu siteyi. Vampir sitesi mi bu?
İstanbul’daki vampirler de ortaya çıksın!
Selman merhaba,
Amerikan Vampirler Derneği, vampirlerin toplumun bir parçası olarak insanlarla eşit yasal haklara sahip olması gerektiğini savunan bağımsız bir kuruluştur. AVL, şu an yalnızca Amerika sınırları içerisinde çalışmalarını yürütüyor ve insanlar ile vampirler arasındaki ayırımcılığın sona ermesinin yanı sıra vampir kanı ticareti yapanları engellemek için de kampanyalar düzenliyor. Derneğin şu an yaklaşık 2,598,236 üyesi bulunuyor. Daha fazla bilgi almak istersen http://www.americanvampireleague.com adresini ziyaret edebilirsin.
Oylum,
Aslında Türkiye’deki vampirlerin sayısı bir çok insanın tahminin de ötesinde. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde Macar soyundan gelen vampirlerin önemli bir kısmı İstanbul’a gelerek buraya yerleşmişti.
vampirler filmlerde ki kdr gercek mi yani ?
uzun zamandır yaşayan vampir robert moranti de ne demek ne kdr uzun süre?
bu bi seçim mi ? bi de vampir grupları mı var ?
bu insanlar için tehlikeli değil mi?
filmlerdeki gibi insanların kalp atışlarını duyabiliyorlar mı insanlar onlara farklı mı kokuyor?
yoksa sadece kanın tadını sevenemi vampir deniyor ?
çok sorum var….
Merhaba Blue,
Ben neredeyse 400 yıldır yaşıyorum ve evet vampirler, filmlerde izlediğin kadar gerçek..
Elbette bunca zaman kendimizi çok fazla ortaya çıkarmadık, zaten dışarı sadece geceleri çıkabildiğimiz için bu çok da zor olmadı.
Tru Blood’ın geliştirilmesiyle beraber, insanlara zarar vermeden beslenebiliyoruz, bu yüzden de iki yıl kadar önce topluma karışarak nispeten normal bir hayat sürme kararı aldık.
Bu bir seçim mi, hmm, vampir olmayı ben seçmemiştim. Sanıyorum pek çoğumuz için de durum böyle. Yaratıcım beni dönüştürdüğünde, senin gibi normal bir insandım.
Tıpkı insan ırkında olduğu gibi bizlerin arasında da gruplaşma var tabi. Bazılarımız toplumun bir parçası olma isteğiyle, sadece Tru Blood ile beslenirken, bazıları insan kanı içmek için şiddet olaylarını ne yazık ki sürdürüyor. AVL ile birlikte hayalimiz, her iki türün birlikte huzur içinde yaşayabileceği bir dünya yaratmak..
sizinle konusmak istiyorum ama bu portal üzerinden değil bu mümkün mü ?
Teşekkürler. Ziyaret ettim siteyi. Çok güzel yapılanmış gibiler. Tebrik ediyorum işin başındakileri.
Blue,
Şu an Bon Temps’dayım. Buraya yakın mısın? Eğer öyle ise görüşebiliriz.
AVL’ye destek verin! http://americanvampireleague.com/
hayır yakın değilim görüşmek imkansız..
bilmiyorum mail olarakta sorularımı sorabilirim.
mrba Robert moranti,
Vampirler tarihleri ve türkiyedeki varlıkları hakkında çeşitli sitelerde bir çok yorum okudum baya meraklıyım bu konuda ama ne kadar doğru oldukları tartışılır bir şehir evsanesimi yoksa gerçekmi tam bir netliği yok.
Senin yaptığın yorumlara bakarak beni bu konuda aydınlatabileceğini düşündüm farklı bir site varmı konuşabileceğimiz? bu sitedende cevap verebilirsin tabi..