Kasım 16, 2009

Şu hayatta bana kendi öz annemden daha fazla annelik etmiş tek insandı Gran.. Ölümü bir şaka gibi, hala inanmakta zorlanıyorum. Eve kapanıp sadece ağlamak istesem de Sookie’yi yalnız bırakamazdım. Tüm gücümü toplayıp olabildiğince yanında olmaya çalıştım ama zavallıcık delirmiş gibiydi. Abuk subuk yiyeceklerle başsağlığı için eve doluşan tüm o kaçıklar kimbilir neler düşündü de delirttiler kızı. Allahtan yanımızda Lafayette de vardı da apar topar odasına çıkardık. Bir turta uğruna insanların üzerine saldıracaktı neredeyse.. Gran’in yaptığı son turta..

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bu en zor gününde, hayattaki tek dayanağı kendi öz kardeşi de uzun süre görünmedi ortalıkta. Ta ki bir hışımla odaya girip Sookie’nin suratının ortasına bir tane patlatana kadar. Tanrım! O an nasıl öfkeye kapıldığımı anlatamam! Oracıkta parçalamak istedim Jason’ı. Bir insan kendi kardeşine böylesi bir günde bunu nasıl yapar. Biliyor, Bill ile görüştüğü için suçluyor onu ama bu kadarı da fazla. Var gücümle üzerine yürüyüp Jason’ı göndermeyi başardıktan sonra baktığımda Sookie’nin hali perişandı.. Lafayette’in tüm ısrarına rağmen direnip de içmediği Valium’u usulcacık alıp yuttu. Keşke, keşke onun için yapabileceğim birşey olabilseydi. Daha önce de söylediğim gibi, Sookie benim için kendi ailemden bile daha değerli..

Lafayette ve Sookie

Cenaze töreni ise benim için tam bir rezaletti. Peder, konuşma yapması için Sookie’yi kürsüye davet ettiğinde ikinci bir kriz geleceğini tahmin etmeliydim. Ayakta zar zor duruyor olsa da metanetini korumaya çalıştığı belliydi ama ne olduysa – sanıyorum ki yine düşünceler – birden avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı, ben yerimden kalkıp yanına gidene kadar da koşup uzaklaştı.. Bu hale gelmesinin bir nedeni de uzun zamandır ailenin bir ferdi olmaktan çıkan amcasının, bir şekilde törene katılmış olması olabilir diye düşündüm.

Tara Thornton

İşte ben tüm bu düşüncelerle ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, kürsüde annemi gördüğümde donup kaldım. Bu kadın beni delirtecek yemin ederim! Ne demeye, hangi yüzüle, hangi sıfatla çıkıp da konuşmaya karar verdi biliyorum ama bu davranışının nedenini öğrenmem çok da uzun sürmedi. Törenden sonra yanıma gelip de içine giren şeytandan bahsetmeye başlayınca sinirlerime hakim olamadım, o ana kadar kendimi tutmaktan acıyan kaslarım birden gevşeyiverdi ve kahkahalara boğuldum. Buna bir bakıma sinir krizi demek de mümkün! Herneyse, anneme göre İçine giren şeytan, bunca yıldır bana çektirdiği eziyetin tek sorumlusuymuş. O yüzden de ondan kurtulması gerekiyormuş, bunun için de para lazımmış. Tanrım! Bir insanı sömürmek ancak bu kadar olur.. Sen her gece alkolün etkisiyle sızıp kal, kendi kızının hayatını mahvet, sonra da içime şeytan girdi de! Arkama bile bakmadan basıp gittim yanından. Değil sesini yüzünü bile görmek istemiyorum bu kadının! Lanet olsun..

 
Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın
Kullanım Koşulları