Bugün Gran öleli iki gün doluyor.. Annem ve babam öldüğünden beri Gran benim bütün hayatım oldu. Onsuz bir hayat nasıl geçecek hiç bilmiyorum. Arkadaşlarım dahil neredeyse evde kalmamamı söylüyor, oysa burası olabileceğim en güvenli yer. Üstelik her köşesi hatıralarla dolu bu evi, bir pislik uğruna bırakacak değilim!

İnsanlar beni suçluyor biliyorum.. Kendi öz kardeşim bile bana sırtını dönebildikten sonra diğerleri neden farklı olsun ki! Gran yerine benim ölmemi yeğleyeninden tutun, Bill ile görüştüğüm için suçlayanlar, tüm olan bitenden beni sorumlu tutanlar ve daha niceleri. Düşüncelerini duyabildiğimden haberli ya da habersiz, onlar için farketmiyor. O kadar acımasızlar ki, gece boyunca bir kenara yazdığım üç beş satırı, zar zor ayakta durduğum cenazede okurken bile ara vermediler. Öyle bir an geldi ki hepsinden, tüm dünyadan nefret ettim. Olabildiğince uzağa kaçıp gitmek istedim. Tek yapabildiğim mezarlıkta dolanmak oldu. Akşamüstü eve döndüğümde kendimi tüm gece ve tüm gün boyunca ne kadar tuttuğumu farkettim. Masanın başına çözüp, Gran’den geriye kalan tek şeyi, turtayı yerken daha fazla direnemedim.

Bir tek Bill’in varlığı ile biraz olsun sakinleşiyorum. Bir tek onun yanındaki sessizlik huzur veriyor bana. Ve biliyorum ki, direnmemin bir anlamı yok. Onu seviyorum..