Şu başıma gelenleri düşündükçe nasıl öfkeleniyorum anlatamam. Tanrım! Tam da herşeyin yoluna girdiğini düşündüğüm bir anda nasıl da kandırılmışım.. Neymiş, içimdeki şeytanı çıkarmış! Palavra. Jeanette denen kadının bir dolandırıcıdan fazlası olmadığını öğrendim bugün. İçtiğim o berbat şey, gördüğüm halisünasyon ve verdiğim onca parayı bir kenara bırakıyorum da yaşadığım bu hayalkırıklığı beni en çok üzen şey oldu. Çünkü lanet olsun ki bu defa gerçekten inanmıştım! Bu hayatta insanın inancını yitirmesi kadar kötü birşey yok inanın. Tüm bu şeytan çıkarma saçmalığının düzmece olduğunu anneme anlatmadım çünkü en azından onun için herşey düzelmiş görünüyor. Ben de herşeyden kaçmak ve biraz olsun iyi vakit geçirmek için Arlene ve Rene’nin partisine gittim. Bundan sonrası ise tam bir felaket oldu! O kadar çok içmişim ki, en son koca bir şişe votka eşliğinde arabaya binip gaza bastığımı ve karşıma çırılçıplak bir kadın (!!) ve kocaman bir domuz çıkınca kaza yaptığımı hatırlıyorum. Kenya, Bon Temps polisi, elbette ki bu anlattığıma inanmadı ve hayatımda ilk kez bir geceyi nezarette geçirmek zorunda kaldım. Neden? Çünkü annem çıkarmadı beni buradan! Bu kadın için yaptıklarımı, katlandıklarımı düşünüyorum da hepsi boşunaymış. Bu en zor anımda yanımda kendi öz annem sırtını döndü bana, çünkü onun ruhuna zararlıymışım! Maryann gelip de kefaletimi ödeyip beni almasaydı kimbilir daha kaç gece geçirecektim o delikte.

Maryann, benim gibi zor durumda kalan gençlere yardım eden bir sosyal işler memuru, yani bana söylediği kadarıyla öyle. Böyle diyorum çünkü bu kadar muhteşem bir arabası ve muhteşem bir evi olan bir memur olabileceğini bilmiyordum. Hangi sihirli dünyadan geldi bu kadın bilmiyorum ama iyi ki geldi.
Sanmıyorum :) Herkesi felakete sürükleyecek kişi olacak bu kadın :)