Eylül 28, 2009

Yarım yüzyıllık ayrılık, hava alanından çıkmamla beraber birkaç dakika önce son buldu. Geceyi geçireceğim otele doğru ilerlerken etraftaki yenilikleri inceliyorum. Aradan geçen onca yıl, şehrin tüm çehresini değiştirmiş olsa da birşeyler hala tanıdık geliyor bana. Amerika’da olmasına rağmen bölgenin önemli bir kısmında geçerli olan Fransız aksanı, kendimi ekseriyetle Kanada’ya gelmişim gibi hissetmeme neden oluyor.

İsmini Fransa kralı XIV Louis’ten alan Louisiana eyaletinde 16. yüzyıldan bu yana neredeyse 10 farklı ülke hüküm sürdü. Bölge, özellikle Mississippi Nehri’nin ticari ve askeri önemi nedeniyle büyük değer taşıyordu. 1803 yılında eyaletinin tamamı Amerika Birleşik Devletleri’ne satıldı. Geçmişte olduğu gibi bugün de Louisiana önemli bir ticaret merkez olma özelliğini koruyor. Şeker ve pamuk üretimine izin veren bereketli topraklarıyla Louisiana, bugün Amerika’nın en zengin bölgelerinden biri. Louisiana’ya ilk gelişim 1869 yılındaydı. İç savaş nedeniyle ekonominin bozulmuş, sıkıntılar başlamıştı. Aynı yıl keşfedilen sülfür kaynakları ve 1901’de petrol yataklarının bulunmasıyla beraber yepyeni bir ekonomik büyüme gerçekleşmişti. Bugünkü mal varlığımın bir kısmını o dönemde Louisiana’da olmaya borçluyum.

Louisiana

Gecenin ilerleyen saatlerinde bile şehir cıvıl cıvıl görünüyor. Caddenin dört bir yanından caz ve blues tınıları duyuyorum. Müziğin bu eşsiz ritmini ne denli özlediğimi ancak şimdi kulağıma çalınınca farkediyorum.

Sokaklarda ve yerel tvlerde dikkatimi çeken bir başka şey de Amerikan Vampirler Derneği’nin yoğun tanıtım çalışmalarını özellikle bu bölgede sürdürüyor oluşu. Nan Flanagan’ın özel röportajlarının yanı sıra billboard ilanları ve televizyon reklamlarıyla insanları bilinçlendirmeye çalışıyorlar.

YouTube Preview Image

Diğer yandan da Tru Blood’ın tanıtımını yaparak hem bizlere bu yeni besin kaynağını anlatıyor, hem de insanların artık korkmasını gerektirecek birşey olmadığını vurgulamaya çalışıyorlar. Sadece Louisiana’da değil, tüm ülke çapında sürdürülen faaliyetler sayesinde konu, Beyaz Saray’ın bir dizi açıklamalar yapmasına ve başbakanın dernek liderleriyle görüşmeyi kabul etmesine kadar gelmiş durumda.

YouTube Preview Image

Flanagan ve ekibi, hükümeti Tru Blood’ın geliştirilmesi neticesinde vampirlerin insanlar için tehdit olmaktan çıktığı konusunda ikna edebilirse, yasal haklarımıza kavuşacağımız gün yakın demektir.

 
Yorum Yok
  1. Henüz yorum yapılmamış.
Yorum Yapın
Kullanım Koşulları