Son birkaç haftadır Bon Temps’da inanılmaz bir hareketlilik yaşanıyor. Baton Rouge’daki şiddet olaylarının ardından, bu küçük ve sessiz kasabanın bana iyi geleceğini düşünmüştüm. En azından bu bölgede de bizlerden birilerinin olabileceğini pek ihtimal vermemiştim. Ancak şu an herkes geçen hafta Merlotte’s barda yaşanan olayları konuşuyor. Duyduğuma göre, iki yıllık sürenin ardından bu bölgenin ilk vampiri ortaya çıkmış. Kendi gözlerimle görmedim, ve kendi gözlerimle görmediğim şeylere inanmak konusunda – özellikle de işin içinde insan faktörü varsa – hep çekimser olmuşumdur.
Kasaba halkı dedikoduya epey meraklı olduğundan, istisnasız herkes bu yeni vampir ile Merlotte’s barın şirin garsonu Sookie arasındaki yakınlaşmadan bahsediyor. Vampirlerin varlığını kabul etseler bile etrafta hiç vampir görmedikleri için, insanların ne denli şaşırdığını (ve bir o kadar da tedirgin olduğunu) tahmin etmek hiç zor değil.. Yine de, bana göre umut verici bu gelişmenin özellikle Sookie gibi genç bir kıza zarar vermesinden korkuyorum. Birlikte yaşamayı öğrenmeye çalışsak bile hem bizler, hem de insanlar arasında durumu hala kabullenmeye yanaşmayan, şiddet eğilimli önemli bir kesim var. Beni korkutan bu gerçekle yüzleşmemeyi umuyorum.
Vampir dedikodusunu atlatamadan Bon Temps, birkaç gün önce Maudette Pickens cinayeti ile bir kez daha sarsıldı. Cinayeti kimin işlediği henüz ortaya çıkmasa da Şerif Dearborne ve ekürisi dedektif Bellefleur’un Sookie’nin erkek kardeşi Jason Stackhouse’dan şüphelendiği ve sorgu için merkeze götürdüğünü duydum. Ancak bu işi o safcana oğlanın yapmadığından neredeyse eminim. Bon Temps’a geldiğim günden beri uzaktan da olsa insanları izliyorum, ve Jason tüm azgınlığı ve hovardalığına rağmen cinayet işleyebilecek bir insan çağrışımı yaratmadı bende. İnanın 400 yıl gibi bir süre yaşadığınızda insanları bakışlarından bile tanıyabiliyorsunuz!
İçimden bir ses, sırf beladan uzak durmak için geldiğim bu kasabada aslında belanın tam ortasına düştüğümü söylüyor. Olayların kaynağının adının Bill olduğunu duyduğum vampir ile ilgisi olduğunu düşünüyor bu yüzden de onunla bir an önce tanışmam gerekiyor. Bunun için, kimliğimi belli etmeden Merlotte’s bara gitmeyi planlıyorum. Ancak öncesinde Pickens cinayetini biraz kurcalamam gerekiyor.
Kahretsin! Sanırım gerçekten kötü birşey yaptım. Ama hayır, yapmış olamam. Yapmış olabilir miyim?? Lanet olsun! Bütün gün inşaat işleriyle uğraştıktan sonra biraz eğlenmek istedim sadece..
Bu arada, ismim Jason. Jason Stackhouse. Bon Temps’da doğup büyüdüm. Son birkaç yıldır, ailemin ölümünden sonra bize kalan evde yaşıyorum ve geçimimi sağlamak için de belediyenin inşaat işleriyle uğraşıyorum. Bu sıkıcı şehirde, Merlotte’s dışında güzel zaman geçirebileceğiniz pek fazla yer yok. Ben de, kasabanın sayıları pek de fazla olmayan güzel bayanları ile takıldığım zamanlar dışında evde televizyon karşısında bira içmeyi seviyorum.
Dün akşam da birkaç şişe bira sonrasında Maudette Pickens’ı ziyarete gittim. Maudette.. Liseden beri tanıyorum onu ve Tanrı şahit ya gerçekten müthiş bir vücudu var.. Her neyse, gayet güzel takılırken daha önceden farketmediğim birşeyi gördüm. İlk başta anlam veremedim, zaten Maudette de konuyu değiştirmeye çalıştı. Ama bariz bir şekilde vampir ısırığıydı gördüklerim! Daha sonra kendi de itiraf etti zaten. Bunu, yani vampirin kendisini ısırmasına izin vermesini, para karşılığı yaptığını söyledi. Tam 1.000 dolar! İnanabiliyor musunuz! Sonra da o korkunç videoyu izletti bana. Keşke izlemeseydim.. O dişleri ve tüylerimi diken diken eden gözleri unutmam mümkün değil..
Ne olduysa sonrasında oldu zaten. Kendimi çok fazla kaptırdım sanırım.. Bilmiyorum. Bu sabah büyükannem haberini verdi. Maudette ölmüş! Daha doğrusu boğularak öldürülmüş. Öğleden sonra şerif Dearborne ve dedektif Bellefleur beni resmen sorguya çekti. “Maudette’i tanıyor musun?”, “İlişkinizin boyutu nedir?” Tanrım! Durumu çaktırmamak için elimden geleni yaptım. Ne var ki dün gece onun evinde olup olmadığımı sorduğunda daha fazla saklamamın olanağı kalmamıştı. Acaba nereden biliyorlar diye düşünürken dedektif durumu açıkladı. Maudette tüm geceyi benden gizli videoya çekmiş..
Bu geceyi gözaltında geçireceğim.. Tanrım, bunu ben yapmış olamam. Olamam!!
Adım Sookie Stackhouse. Çocukluğumdan beri burada, Bon Temps’da yaşıyorum. Bu küçük kasabanın sakinliğini, yeşilliğini ve bitmez tükenmez bir dedikodu gücüne sahip olsalar bile insanlarını seviyorum. Sadece bazen, büyük şehir hayatının nasıl olabileceğini hayal ediyorum. Herşeyin durağan ve sıradan olduğu bu kasaba dışında var olan renkli bir hayat var ve ben kendimi kimi zaman tüm bu tekdüzelik içinde sıkışmış gibi hissediyorum. Yine de çok şikayetçi değilim. Annem ve babam ben 7 yaşındayken öldüğünden beri bana ve ağabeyim Jason’a, büyükannem bakıyor. Jason çoğu zaman bizimle birlikte kalmasa da büyükannem ile yaşadığımız bu gösterişsiz ve eski evin, benim için değerini kelimelerle anlatmam mümkün değil..
Liseden mezun olduktan sonra, büyük şehir hayallerimin son bulmasıyla beraber Sam’in restoran & barında çalışmaya başladım. Sam’in kendi soyadını verdiği Merlotte’s, içki içmeyi çok seven kasaba halkının en uğrak yeri. Geceleri saat 1.30′a kadar süren mesaim boyunca neredeyse hiç oturmuyorum.
Ama bu bana iyi geliyor. Hem kendi düşüncelerimden uzaklaşabiliyorum, hem de insanların düşüncelerinden.. Çocukluğumdan beri, bu sesler hiç durmadı. Etrafımdaki herkesin ne düşündüğünü kendi kafam içinde duyuyorum ve inanın bu çok yorucu birşey. Kimi geceler, bir yandan işimi yapmak için koşturuken bir yandan da tüm bu sesleri engellemeye çalıştığım için neredeyse bitkin düşüyorum. Ne yazık ki bunu durdurmanın bir yolu yok. Ne kadar uğraşsam da insanların düşüncelerini duymamayı başaramıyorum.
Oysa tek istediğim normal olmak. Normal insanlar gibi bu sesleri duymamak. Hayatımın her evresinde, bu garip yetenek yüzünden mutsuz oldum. Genç kızlık dönemimde asla istediğim gibi bir ilişki yaşayamadım çünkü benimle beraberken erkeklerin kafasından geçen tek şey seks oluyor. Ve ben bunu biliyorum!
Tanrım, gerçekten artık bu sesleri duymak istemiyorum. Birkaç dakikalığına da olsa sessizlik istiyorum. Bunu başarabildiğim an ne kadar mutlu olacağımı tahmin bile edemezsiniz.
Herneyse, akşamki mesaime epey vakit var. O zamana kadar bahçede biraz güneşlenip güneşin tadını çıkarmak istiyorum. Belki de bugün şanslı günümdür ve kimbilir belki de bu durağan kasabaya biraz hareket gelir :)
Vampirleri topluma katma çalışmalarının birçok kişi tarafından sabote edildiğinden daha önce bahsetmiştim. Bir kaç gün önce Baton Rouge ve Teksas’ta gerçekleşen saldırıların vampirlere yönelik olduğu haberinin doğrulanması ile birlikte bu gece çok hızlı bir şekilde Bon Temps’a doğru yola çıkıyorum. Kendi güvenliğim için bir süre gözlerden uzak zaman geçirmek zorundayım.
Bataklıklarıyla ünlü Bon Temps, daha önce hiç görmediğim yerlerden biri. Hakkında çok fazla bilgim olmasa da sessiz ve sakin bir kasaba olduğunu öğrendim. Güney Louisiana’nın büyük bir bölümünde olduğu gibi Cajun kültürü burada da hakim. Bu da demek oluyor ki Fransız aksanı duymaya devam edeceğim.
Internetten okuduğum kadarıyla bölge halkı, içmekten hoşlandığı kadar Pazar günlerini kilisede geçirmekten de hoşlanan nispeten az okumuş insanlar. Ama bu, arkadaş canlısı olmadıklarını anlamına gelmiyordur umarım. Özellikle de benim gibi vampirlere karşı. Öğrendiğim bir diğer şey ise Bon Temps mezarlığının, Louisiana’daki en eski mezarlıklardan biri olduğu. New Orleans ve Louisiana sayıca çok olduğumuz bölgeler evet ancak buraya kadar ulaşanlar oldu mu hiçbir fikrim yok. Yine de kimbilir, belki burada da benim gibi birkaç eski vampir vardır?