Aralık 17, 2009

Bill’in gidişinden beri Sam’in sürekli önümde arkamda oluşundan artık sıkılmaya başlamıştım ki neredeyse dudağımı uçuklatan bir gerçekle karşılaştım. Vampirlerin ucube olduğunu düşünenler, şu hayatta çok daha garip varlıklar olduğunu bilmiyorlar sanırım. Bunca yıllık patronum, arkadaşım ve her günü birlikte geçirdiğim insan Sam bir şekil değiştiriciymiş! Ve ben bunu daha yeni öğreniyorum. Bill’in götürüldüğü gece onun evine gitmesem, ve gizli gizli peşimden gelen köpeği (!) yanıma alsam durumu öğreneceğim yokmuş demek ki.. Gecenin bir vakti ayaklarımın üzerindeki ağırlıkla uyanınca karşımda Sam’i çırılçıplak gördüğümde neye uğradığımı şaşırdım. Tabi bu arada isimler taktığım, sevip okşadığım ve hatta beni yalayıp durmasına (Tanrım!!) izin verdiğim köpeğin de aslında Sam olduğunu öğrenmek midemi bulandırıyor!

Sam Merlotte

Bu gerçeği öğrendikten ve şaşkınlığımı üzerimden attıktan sonra Sam’i saatlerce soru yağmuruna tuttum denebilir. Düşünce okuyabildiğim için küçüklüğümden beri kendimi farklı, “anormal” bir yaratık gibi kabullendim ve şimdi öğreniyorum ki dışarıda bir yerlerde kurtadamlar, insan kılığına girebilenler ve Sam’in anlatırken bile tedirgin olduğu daha nice varlıklar varmış. Kendimi hiç bu kadar yalnız ve savunmasız hissettiğimi hatırlamıyorum. Zaten başıma ne gelirse hep böyle en çaresiz hissettiğim anlarda gelir.

Son derece mutsuz bir gün geçirmeme rağmen Rene ile Arlene’nin düğün öncesi partisine katılarak bir de canımdan olacaktım! Bana saldıran adamın yüzünü karanlıktan ötürü göremedim, ama saklanırken gözümün önüne gelen görüntülerle bir alakası olduğunu düşünüyorum. Düşünceleri duyabildiğim doğru ama daha önce hiç böylesi görüntüler görmemiştim. Bir yandan saklanırken bir yandan da üzerindeki önlükten bir garson olduğunu düşündüğüm genç bir kadının öldürüldüğünü görmek herkesin başına gelen birşey olmasa gerek! Tanrım neden böyle şeyler hep beni buluyor! Neden Bill yanımda değil..

 
Kasım 10, 2009

Bugün Gran öleli iki gün doluyor.. Annem ve babam öldüğünden beri Gran benim bütün hayatım oldu. Onsuz bir hayat nasıl geçecek hiç bilmiyorum. Arkadaşlarım dahil neredeyse evde kalmamamı söylüyor, oysa burası olabileceğim en güvenli yer. Üstelik her köşesi hatıralarla dolu bu evi, bir pislik uğruna bırakacak değilim!

Bon Temps mezarlığı

İnsanlar beni suçluyor biliyorum.. Kendi öz kardeşim bile bana sırtını dönebildikten sonra diğerleri neden farklı olsun ki! Gran yerine benim ölmemi yeğleyeninden tutun, Bill ile görüştüğüm için suçlayanlar, tüm olan bitenden beni sorumlu tutanlar ve daha niceleri. Düşüncelerini duyabildiğimden haberli ya da habersiz, onlar için farketmiyor. O kadar acımasızlar ki, gece boyunca bir kenara yazdığım üç beş satırı, zar zor ayakta durduğum cenazede okurken bile ara vermediler. Öyle bir an geldi ki hepsinden, tüm dünyadan nefret ettim. Olabildiğince uzağa kaçıp gitmek istedim. Tek yapabildiğim mezarlıkta dolanmak oldu. Akşamüstü eve döndüğümde kendimi tüm gece ve tüm gün boyunca ne kadar tuttuğumu farkettim. Masanın başına çözüp, Gran’den geriye kalan tek şeyi, turtayı yerken daha fazla direnemedim.

granpie

Bir tek Bill’in varlığı ile biraz olsun sakinleşiyorum. Bir tek onun yanındaki sessizlik huzur veriyor bana. Ve biliyorum ki, direnmemin bir anlamı yok. Onu seviyorum..

 
Kasım 4, 2009

Sabahtan beri susmayan telefona rağmen; ki bence kasaba halkı büyükanneme laf sokuşturmak için arıyor büyük ihtimalle, bu akşam Bill, bir vampir olarak Bon Temps kilisesinde bir konuşma yapacak. Dün akşam Fangtasia dönüşünde yolumuzu kesen polisi hipnotonize etmesi benim için kabul edilebilir birşey değildi. Tanrım! Ben olmasam zavallı adamı bir çırpıda perişan edebilirdi. Bu yüzden hala çok kızgınım ona, ama büyükannem bu akşam için o kadar heyecanlı ki bana bir dolu nasihatta bulundu. Dünyayı benim gibi algılamayan biri ile tanışmış olmayı kutsal saymalıymışım. Herneyse, zaten akşam Bill’i pek fazla göreceğimi sanmıyorum. Beni bir daha görmeyeceğini açıkça ifade etmişti dün gece! Ben de Sam’in, akşam kiliseye beraber gitme teklifini – ki bana sorarsanız Sam bunun bir randevu olduğunu filan sanıyor – kabul ettim. Ne zararı olacak ki? Alt tarafı Bill’i birlikte dinleyip sonrasında da bir kahve filan içeriz..

Unutmadan, bir de tuhaf birşey oldu. Öğleden sonra barda Andy ile karşılaştık. Acaip acaip şeylerden bahsetti. Yok havada aşk mı varmış, kardeşim de aşık mıymış neymiş. Ne saçmalıyor bu adam diye düşünürken, gerçek çıkıverdi ortaya. Off şu dinleme işinden bir kurtulabilsem! Herneyse, görülen o ki Tara, Jason’ı kurtarmak uğruna birlikte olduklarına dair bir yalan söylemiş! Ne alem kız. Daha sonra tuvalette karşılaşınca biraz ağzını aradım, verdiği cevaplardan tatmin olmayınca da biraz daha dikkatli dinlemeye karar verdim. Tara ve ben bundan birkaç yıl öncesinde bir anlaşmaya varmıştık; onun düşüncelerini okumayacağıma söz vermiştim. Ama işte bazen elimden olmadan yapıyorum bunu. Tara durumu farkedince hiddetle çekip gitti yanımdan.

Aman neyse, bunlarla uğraşmayı bırakıp akşam için gidip hazırlansam iyi olur.

 
Kasım 3, 2009

Bir bar işletmek insanları gözlemlemeniz ve kontrol altına alabilmeniz için yapabileceğiniz en iyi işlerden biri. Beşinci bölge şerifi olduğumdan beri Fangtasia’yı yönetiyorum. Her ne kadar bir vampir barı olsa da en sadık müşterilerim hep insanlar oluyor. İnsanoğlunun bu karmaşık zihin yapısı beni çok eğlendiriyor. Yüzyıllardır bizleri vahşilikle suçlayanlar, bugün benim barımda benim türümle ilişkiye girebilmek için yarışıyor adeta. Zavallıcıkları manipüle etmek o kadar kolay ki. Çoğu geceler kendini bana sunmak için sıra olanları – ki bunlar ekseriyetle kadınlardan oluşuyor – başımdan savuşturuyorum. Nadiren de olsa tadımlık birşeyler çıkıyor ama gerisini tamamen çöp farzediyorum. Yaşımdan ötürü seçici bir kişiliğim var, ya da kimbilir belki de hep böyleydim.

Fangtasia, vampirlerle seksin nasıl birşey olduğunu merak eden teenageler dışında pek de özel insanların uğradığı bir yer değil. En azından dün akşama kadar. Longshadow, ortalıkta sorular soran birinin olduğu bilgisini daha vermeden önce, Bill’in beraberinde getirdiği sarışın dikkatimi çekmişti zaten. Sookie Stackhouse. Pam’in söylemesine göre adı bu. Sıradan bir insan olmadığı her halinden belliydi ama ondaki bu farklılığın nedenini onunla konuşmadan anlamam mümkün değildi. Bill, bölgedeki en eski vampirlerden biri olsa da yaşça küçük ve konum olarak benden aşağıda olması nedeniyle bana itaat etmesi gerektiğini çok iyi bilir.

Sookie Stackhouse.. Yanında taşıdığı resimleri uzatması, sorduğu sorular, verdiği cevaplar. Saf küçük şey. Saf ama bir o kadar da ilgi çekici. Bill, bu küçük kızın bende bıraktığı etkiyi hemen anlamış olacak ki “O, benim” diye atılıverdi öne. Bu ikisinin arasında saçmasapan bir bağ oluşmuş. Bir vampir, ölümlü birini sevebilirmiş gibi. Sevmek? Vampirler kimseyi sevemez!

Sookie Stackhouse.. Ben tam bunları düşünüp, kızın tadına nasıl bakabilirim diye planlar yaparken birden bire polislerden, baskından bahsetmeye başladı. Bunca bilgiyi nereden öğrendi diye sormama fırsat kalmadan, polis baskını gerçekleşti. Hepimiz, ben, Pam, Bill ve Sookie her zamanki arka çıkışı kullanıp kaçmayı başarsak da aklım bu baskını nasıl tahmin ettiğini çözemediğim Sookie’e kaldı. Çok uzun zamandır, beni bu denli etkileyen bir ölümlü tanımadım..

 
Kasım 1, 2009

Ufak bir kasaba olmasına rağmen Bon Temps son birkaç haftadır büyük şehirleri aratmayacak bir kaosun içinde. Neredeyse her  gün yeni bir cinayet haberi çıkıyor ortaya. Maudette Pickens’dan sonra Merlotte’s garsonlarından olan Dawn da öldürülmüş. Gündüzleri ortada olamadığım için bu tür haberleri hep en son öğreniyorum. Dawn’ın öldürüldüğünü de bu gece Sookie’den öğrendim. Anladığım kadarıyla cinayetten ötürü Sookie’nin kardeşi Jason’dan şüpheleniyorlar. Bara gittiğimde etraftaki hareketlilikten birşeylerin döndüğünü anlamıştım zaten. Kasabanın dedikoducuları yine iş başında.

Sookie ise kardeşini temize çıkarabilmek için normalin aksine kulaklarını iyice kabartmış durumda. Genelde engel olamaksızın işittiği tüm bilgilerden ne denli sıkılmış olduğunu biliyorum ama bu defa konu kardeşi olduğu için bütük bir kararlılıkla ilerliyor. Benden onu Fangtasia’ya götürmemi istediğinde biraz şaşırdım. Bilmeyenleriniz için Fangtasia, Shreveport’taki bir vampir barıdır. Vampir barı olmasına rağmen insanlar arasında da epey ilgi gören bir yer. Görülen o ki Maudette ve Dawn da barın müdavimleri arasındaymış. Sookie, Fangtasia’da bu iki kadını kimin öldürdüğüne ilişkin bir ipucu bulabileceğini düşünüyor sanırım ama cinayetlerin biz vampirlere mal edilmesi fikrinden son derece hoşnutsuzum. İnsan kanı ile beslendiğimiz doğru ama bu sürekli cinayet işlediğimiz anlamına gelmiyor!

fangtasia

Herneyse, ricasını kırmadım. En azından birlikte geçireceğimiz koca bir gece olacak. O her ne kadar bu bir “randevu” değil dese de gözleri farklı şeyler söylüyor ;)

 
Ekim 30, 2009

Ne kadar istemesem de kardeşimi aklamak için insanları dinlemeye başladım. Büyükannem bendeki bu yeteneği, Jason’ı aklamak için kullanmam gerektiğini söylediğinde hiç hoşlanmadım ama durup düşününce haklı olduğuna karar verdim. Haklı, çünkü bu sayede sadece kardeşimi kurtarmakla kalmayacağım, boş yere öldürülen iki genç kadının katilinin yakalanmasını da sağlayacağım.

 
Ekim 16, 2009

Bu boktan kasabanın boktan işlerinde çalışmaktan çok sıkıldım artık. Herkes gibi ben de para kazanmak zorundayım ama insanların aptallıklarına hiç katlanamıyorum. Geçen akşam mağazaya gelen şişko ve çirkin bir müşteri, adını bile bilmediği bir ürün için vıdı vıdı etmeye başladığında daha fazla dayanamadım ve istifayı basıp çıktım. Böyle ani kararlar vermenin iyi olmadığının farkındayım, ama içimde bir anda kabaran öfkeye mani olamıyorum. Her neyse, mağazadan çıkınca biraz kafamı dağıtmak için Sookie’nin yanına uğrayayım dedim. Sookie, çocukluğumdan beri benim en yakın arkadaşım. Neredeyse tüm hayatım, kendi evimden ziyade onun büyükannesi ile birlikte yaşadığı evde geçti. Bu yüzden benim için çok değerli olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Merlotte’s bara vardığımda Sookie her zamanki gibi masadan masaya koşturuyordu. Ben de kendime bir margarita söyleyip biraz olsun rahatlamaya çalıştım. Sookie vakit buldukça yanıma uğruyor bir yandan da Sam ile sohbet ediyordu. Bu arada, her fırsatta yüzüne vursam da Sookie, Sam’in ona çılgınca aşık olduğunu bir türlü kabullenmek istemiyor. İşin komiği, Sam dahil hepimizi onun taa çocukluğundan beri sahip olduğu şu düşünce okuma yeteneğini biliyoruz. Buna rağmen konuyu her zaman bir şekilde geçiştirmeyi başarıyor. Aslına bakarsanız bu durumdan en fazla tırsan benim.. Çünkü kendimi bildim bileli, Jason’a, yani Sookie’nin kardeşine karşı mani olamadığım bir ilgim var. Onu gördüğümde, normalde ne denli huysuz olsam da bir anda yumuşuyorum ve eminim o an aklımdan geçenleri anlamak için bir insan düşünce okumak gibi bir yeteneği olmasına gerek bile yoktur!

Neyse.. Sookie ve Sam ile laflarken içeri garip görünümlü ve oldukça beyaz tenli bir adam girdi. Sookie birden büyük bir heyecana kapılıp, adamın bir vampir olduğunu söyledi ve ben daha ağzımı dahi açamadan koşup gitti. Neymiş, iki yıldır bu anı bekliyormuş! Beni bazen çileden çıkarıyor bu kız. Söz konusu bir vampir ise olabildiğince uzak durmak gerek. Son zamanlarda sağda solda vampirlerle seks yaptıktan sonra ortadan kaybolan insanların haberlerini duyuyorum. Düşüncesi bile tüyler ürperticiyken bu kızın bu kadar korkusuzca davranması sinirlerimi bozuyor. Tru Blood sayesinde artık güvendeymişiz. Sen onu benim külahıma anlat! Adamlar yüzlerce yıldır kanımızla beslendikten sonra sentetik kanı tercih ederler mi hiç?

 
Ekim 12, 2009

Hiç anlamıyorum.. Nerede hata ediyorum gerçekten hiç anlamıyorum. Kaç yıldır neredeyse her gün, ona karşı hisettiğim herşeyi anlatma kararıyla gidiyorum bara ama her seferinde geri tepiyor. Hislerimi satır aralarına sıkıştırmaya çalıştığım tuhaf cümleler kurarken buluyorum kendimi. Derdimi anlatamadığım gibi yanındayken çok fazla düşünmemeye çalışıyorum çünkü aklımdan geçenleri kesinlikle okuyor, biliyorum. Ama bazen de sanki özellikle duymamayı tercih ediyor gibi hissediyorum. Lanet olsun. Neden cesaret edemiyorum!?

Geçen akşam, nereden geldiğini anlamadığım o tuhaf görünümlü adam barın kapısından içeriye girip de yerine oturduğunda Sookie’nin yüzünde daha önce hiç görmediğim huzurlu ve bir o kadar da heyecan dolu bir gülümseme yakaladım. Adamın vampir olduğundan emindi ve bu durum onu resmen heyecanlandırdı. Vampirlerin de bizlerle aynı haklara sahip olması gerektiğine ve aynı ortamda yaşayabileceğimize inanıyor olsam da Sookie’nin belaya bulaşmasını istemiyorum. Onun zarar görmemesi için elimden geleni yapacağımdan kimsenin şüphesi olmasın. Ama o, beni her zamanki gibi dinlememekte ısrarcı. Nitekim tüm ikazlarıma rağmen, Rattray çiftinin vampiri kaçıracağı gibi çılgınca bir fikre kapılarak, hiç tanımadığı bu adamın peşinden koştu gitti. Rattray çifti, kasabanın en belalı çifti, Tanrım, kesinlikle uzak durulması gereken iğrenç bir çift!

Herneyse, birkaç gün önce yine tüm cesaretimi toplayıp Sookie’yi biraz konuşmak için odama çağırdım. Konu bir şekilde onun insanların düşüncelerini  okuyabiliyor oluşuna geldi, ve bam! Vampirlerin düşüncelerini okuyamadığını söyledi. Eminim sırf bu yüzden; yani hayatı boyunca sahip olamadığı sessizlik ve huzurdan ötürü o vampirle geçireceği birkaç dakika bile değerli onun için. Benim düşüncelerimi ise okuyabildiği halde duymamazlığa geliyor, en azından böyle söyledi.. Ama olsun, benim için vazgeçmek yok! Benim barımda çalışmaya devam ettiği sürece, mümkün olduğunca yanında olup hislerimi hissetmesini sağlayacağım. Evet, bunu yapacağım!

 
Kullanım Koşulları