Yaptığımın ağır bir bedeli olacağını Longshadow’u öldürdüğüm andan beri biliyordum ama zincirlerle sarılı bir tabutta beş yıl geçirmek çok daha hafif bir cezaydı belki de. Her ne kadar uzun yıllar boyunca insan kanıyla beslenmiş olsam da daha önce hiç bir ölümlüyü vampir yapmadım. Bunun belki de tek nedeni kendimin bu hayata ne derece hazırlıksız, ne denli istek dışı katılmış olmamdan kaynaklanıyor sanırım. Ancak verilen emirlere karşı çıkabilmek gibi bir durumum olmadığı için, ağlamaktan gözleri şişmiş bu gencecik insanı hiç istemediğim halde bir vampire dönüştürdüm. Hayatını aldığımın bir vampirin yerini doldurabilmek için bir canlının yaşamını sonlandırmak zorunda kaldığım için kendimi asla affetmeyeceğim.

Tabi tüm bu yaşananların asıl sorumlusu Eric olduğu için ona da epey kızgınım. Durumun o da farkında olacak ki tüm sorgulama boyunca beni kolladı. Yine de onu bir şekilde Sookie’den uzak tutmak zorunda hissediyorum kendimi. Sookie çok özel bir insan olabilir ama onu paylaşmak gibi bir niyetim asla yok! Cezamı çekmek için yanından ayrıldığımdan beri endişelenmekten kendimi alamıyorum. Başının yine dertte olduğunu hissediyorum ancak yanına gidemiyorum. Üstelik şimdi sorumluluğunu almak zorunda olduğum yeni – ve çömez – bir vampir var hayatımda.. Jessica. Herşeyden o kadar habersiz ve toy ki onunla nasıl başa çıkacağımı hiç kestiremiyorum. Bu durumu Sookie’ye nasıl anlatacağım, işte asıl onu hiç bilmiyorum.

Vampirler arasında yüzyıllardır var olan rütbesel düzen, kesin çizgilerle bellidir ve itaat edilmesi zorunludur. Amerika’nın dört bir yanında bölgelere göre sınıflandırma yapıldığında, Eric beşinci bölge şefi ilan edildi. Onun bölgesinde yaşadığım sürece, emir gibi ricalarının çoğuna boyun eğmek zorundayım. Evime benden izinsiz giren bir başkası olsaydı öldürmek için bir saniye bile düşünmezdim. O da bu rütbe farkını çok iyi bildiğinden, rahatını hiç bozmadan aklına geleni yapabilme özgürlüğünü sonuna kadar kullanıyor elbette. Gelişinin nedeni sıradan bir istek değildi elbette. Sookie’yi Fangtasia’ya ilk götürdüğüm geceden beri, her ne kadar onun sadece bana ait olduğunu söyleyip durmuş olsam da Eric’in öyle kolay vazgeçmeyeceğini biliyordum. Üstelik düşünce okuma gibi ağız sulandıran bir yetenek söz konusuysa! Eric, Sookie’yi getirmemi “rica” ettiğinde, hayır diyebilmek gibi bir şansım yoktu.

Onu bu tür işlere karıştırmak istemesem de birlikte Fangtasia yoluna düşünce, tahmin edersiniz ki Sookie durumdan hiç hoşlanmadı. Eric herhangi birşeyi rica edebilirmiş gibi saf bir düşünceye kapılıp yol boyunca söylenip dururken, ben ise içeride bizi nası bir dert bekliyor acaba diye düşünüyordum. Anlaşılan kim olduğu belli olmayan bir fare Eric’in paralarını aşırmış, Eric de suçluyu bulma işini Sookie’nin yeteneğine bırakmaya karar vermiş. Fangtasia yolculuğumuzun asıl nedeni buydu işte.
Herkesin tek tek sorgulanması sonunda parayı yürütenin Longshadow olduğu anlaşılınca ortalık kan gölüne döndü. Ben, bir vampir olarak yapmamam gereken tek şeyi yapmak zorunda kaldım. Sookie’nin hayatını kurtarmak için, sonuçlarını hesaplayamadan öldürdüm Longshadow’u.

Vampir öldürmenin – hele de bir insan için – cezasının büyük olduğunu biliyorum. Eric her zamanki kurnazlığıyla durumu kendi lehine çevirip Sookie’yi kendisine bırakmamı önerdiyse de ona hayır diyerek başıma daha beter bir dert açtığımın farkındayım. Konu Eric’in kararına kalmayacak besbelli ve ben sorgulanmak için Majesteleri’nin karşısına çıktığımda cezamın ne denli ağır olacağını tahmin bile edemiyorum..
İster inanın ister inanmayın hayatımın en muhteşem günlerini yaşıyorum! Kendimi bu kadar canlı ve bu kadar dinç hissettiğim başka hiç bir dönem olmadı. Bütün algılarım açık hayatı içime çekiyorum resmen. Müthiş! Daha da müthişini söyliyim – Amy! Adını sayıklamaktan vazgeçmeyeceğim tek kadın. Muhteşem kadın. Böylesini inanın bana daha önce asla görmemişsinizdir.

Hayat insana çok acayip şanslar sunuyor bazen. Amy ile tanışmam da tamamen bir tesadüftü. Kahrolası Lafayatte beni o gece kapı dışarı etmeseydi, büyük ihtimalle Fangtasia’ya gitmeyecektim. Fangtasia’yı biliyorsunuz? Şu vampirlerin takıldığı, kapısında insanın tüylerini ürpetecek derecede korkutucu, bir o kadar da seksi fıstığın durduğu bar. Herneyse, biraz vampir kanı bulurum ümidiyle gitmek zorunda kaldım aslında. Bu işin en boktan yanı içmediğin zamanlarda kendini bok gibi hissediyor olman. Ben de en boktan halimle gittiğim barda sağa sola bakınıp bu işi nasıl kotaracağımı düşünürken karşılaştım Amy ile. Karşılaşmaktan ziyade kıçımı kurtardı desek daha doğru tabi. Neden orada olduğumu belli etmeme ramak kala tutup yakaladı beni. O günden beri de bırakmadı hiç. Henüz yeni tanışmanıza rağmen sanki çok uzun süredir tanıdığınızı hissettiğiniz biri oldu mu hiç hayatınızda? Benim olmamıştı, Amy’i bulana kadar. Şimdi hayat daha önce hiç olmadığı kadar anlamlı geliyor. Görülen o ki aradığım herşeyi buldum sanırım. Yani “herşeyi“!..
Bir bar işletmek insanları gözlemlemeniz ve kontrol altına alabilmeniz için yapabileceğiniz en iyi işlerden biri. Beşinci bölge şerifi olduğumdan beri Fangtasia’yı yönetiyorum. Her ne kadar bir vampir barı olsa da en sadık müşterilerim hep insanlar oluyor. İnsanoğlunun bu karmaşık zihin yapısı beni çok eğlendiriyor. Yüzyıllardır bizleri vahşilikle suçlayanlar, bugün benim barımda benim türümle ilişkiye girebilmek için yarışıyor adeta. Zavallıcıkları manipüle etmek o kadar kolay ki. Çoğu geceler kendini bana sunmak için sıra olanları – ki bunlar ekseriyetle kadınlardan oluşuyor – başımdan savuşturuyorum. Nadiren de olsa tadımlık birşeyler çıkıyor ama gerisini tamamen çöp farzediyorum. Yaşımdan ötürü seçici bir kişiliğim var, ya da kimbilir belki de hep böyleydim.
Fangtasia, vampirlerle seksin nasıl birşey olduğunu merak eden teenageler dışında pek de özel insanların uğradığı bir yer değil. En azından dün akşama kadar. Longshadow, ortalıkta sorular soran birinin olduğu bilgisini daha vermeden önce, Bill’in beraberinde getirdiği sarışın dikkatimi çekmişti zaten. Sookie Stackhouse. Pam’in söylemesine göre adı bu. Sıradan bir insan olmadığı her halinden belliydi ama ondaki bu farklılığın nedenini onunla konuşmadan anlamam mümkün değildi. Bill, bölgedeki en eski vampirlerden biri olsa da yaşça küçük ve konum olarak benden aşağıda olması nedeniyle bana itaat etmesi gerektiğini çok iyi bilir.
Sookie Stackhouse.. Yanında taşıdığı resimleri uzatması, sorduğu sorular, verdiği cevaplar. Saf küçük şey. Saf ama bir o kadar da ilgi çekici. Bill, bu küçük kızın bende bıraktığı etkiyi hemen anlamış olacak ki “O, benim” diye atılıverdi öne. Bu ikisinin arasında saçmasapan bir bağ oluşmuş. Bir vampir, ölümlü birini sevebilirmiş gibi. Sevmek? Vampirler kimseyi sevemez!
Sookie Stackhouse.. Ben tam bunları düşünüp, kızın tadına nasıl bakabilirim diye planlar yaparken birden bire polislerden, baskından bahsetmeye başladı. Bunca bilgiyi nereden öğrendi diye sormama fırsat kalmadan, polis baskını gerçekleşti. Hepimiz, ben, Pam, Bill ve Sookie her zamanki arka çıkışı kullanıp kaçmayı başarsak da aklım bu baskını nasıl tahmin ettiğini çözemediğim Sookie’e kaldı. Çok uzun zamandır, beni bu denli etkileyen bir ölümlü tanımadım..
Ufak bir kasaba olmasına rağmen Bon Temps son birkaç haftadır büyük şehirleri aratmayacak bir kaosun içinde. Neredeyse her gün yeni bir cinayet haberi çıkıyor ortaya. Maudette Pickens’dan sonra Merlotte’s garsonlarından olan Dawn da öldürülmüş. Gündüzleri ortada olamadığım için bu tür haberleri hep en son öğreniyorum. Dawn’ın öldürüldüğünü de bu gece Sookie’den öğrendim. Anladığım kadarıyla cinayetten ötürü Sookie’nin kardeşi Jason’dan şüpheleniyorlar. Bara gittiğimde etraftaki hareketlilikten birşeylerin döndüğünü anlamıştım zaten. Kasabanın dedikoducuları yine iş başında.
Sookie ise kardeşini temize çıkarabilmek için normalin aksine kulaklarını iyice kabartmış durumda. Genelde engel olamaksızın işittiği tüm bilgilerden ne denli sıkılmış olduğunu biliyorum ama bu defa konu kardeşi olduğu için bütük bir kararlılıkla ilerliyor. Benden onu Fangtasia’ya götürmemi istediğinde biraz şaşırdım. Bilmeyenleriniz için Fangtasia, Shreveport’taki bir vampir barıdır. Vampir barı olmasına rağmen insanlar arasında da epey ilgi gören bir yer. Görülen o ki Maudette ve Dawn da barın müdavimleri arasındaymış. Sookie, Fangtasia’da bu iki kadını kimin öldürdüğüne ilişkin bir ipucu bulabileceğini düşünüyor sanırım ama cinayetlerin biz vampirlere mal edilmesi fikrinden son derece hoşnutsuzum. İnsan kanı ile beslendiğimiz doğru ama bu sürekli cinayet işlediğimiz anlamına gelmiyor!

Herneyse, ricasını kırmadım. En azından birlikte geçireceğimiz koca bir gece olacak. O her ne kadar bu bir “randevu” değil dese de gözleri farklı şeyler söylüyor ;)