Kasım 1, 2009

Ufak bir kasaba olmasına rağmen Bon Temps son birkaç haftadır büyük şehirleri aratmayacak bir kaosun içinde. Neredeyse her  gün yeni bir cinayet haberi çıkıyor ortaya. Maudette Pickens’dan sonra Merlotte’s garsonlarından olan Dawn da öldürülmüş. Gündüzleri ortada olamadığım için bu tür haberleri hep en son öğreniyorum. Dawn’ın öldürüldüğünü de bu gece Sookie’den öğrendim. Anladığım kadarıyla cinayetten ötürü Sookie’nin kardeşi Jason’dan şüpheleniyorlar. Bara gittiğimde etraftaki hareketlilikten birşeylerin döndüğünü anlamıştım zaten. Kasabanın dedikoducuları yine iş başında.

Sookie ise kardeşini temize çıkarabilmek için normalin aksine kulaklarını iyice kabartmış durumda. Genelde engel olamaksızın işittiği tüm bilgilerden ne denli sıkılmış olduğunu biliyorum ama bu defa konu kardeşi olduğu için bütük bir kararlılıkla ilerliyor. Benden onu Fangtasia’ya götürmemi istediğinde biraz şaşırdım. Bilmeyenleriniz için Fangtasia, Shreveport’taki bir vampir barıdır. Vampir barı olmasına rağmen insanlar arasında da epey ilgi gören bir yer. Görülen o ki Maudette ve Dawn da barın müdavimleri arasındaymış. Sookie, Fangtasia’da bu iki kadını kimin öldürdüğüne ilişkin bir ipucu bulabileceğini düşünüyor sanırım ama cinayetlerin biz vampirlere mal edilmesi fikrinden son derece hoşnutsuzum. İnsan kanı ile beslendiğimiz doğru ama bu sürekli cinayet işlediğimiz anlamına gelmiyor!

fangtasia

Herneyse, ricasını kırmadım. En azından birlikte geçireceğimiz koca bir gece olacak. O her ne kadar bu bir “randevu” değil dese de gözleri farklı şeyler söylüyor ;)

 
Ekim 30, 2009

Ne kadar istemesem de kardeşimi aklamak için insanları dinlemeye başladım. Büyükannem bendeki bu yeteneği, Jason’ı aklamak için kullanmam gerektiğini söylediğinde hiç hoşlanmadım ama durup düşününce haklı olduğuna karar verdim. Haklı, çünkü bu sayede sadece kardeşimi kurtarmakla kalmayacağım, boş yere öldürülen iki genç kadının katilinin yakalanmasını da sağlayacağım.

 
Ekim 21, 2009

Maudette’te geçirdiğim o geceden beri nereye baksam vampirlerle ilgili şeyler görmeye başladım. Resmen psikolojim bozuldu. O tuhaf görünümlü vampirin yüzü gözümün önünden hiç gitmiyor. Üstelik de en olmadık anlarda başıma geliyor bu! Dün bütün gün yatakta bağlı bir şekilde Dawn’ı bekledikten sonra ona muzur bir oyun oynamak istedim. Akşam eve döndüğünde kılık değiştirip vampirmişim gibi davrandım. Ama olan bana oldu tabi.. Gayet güzel takılırken birden o şeytanın yüzünü görünce bütün keyfim kaçtı. Keyfim kaçtı derken, anlayın işte..

Dawn’ın daha önce bir vampirle birlikte olduğunu bildiğimden ötürü iyice sinirlendim. Bir insan nasıl olur da ölü olduğunu bildiği bir ucubenin kendisine dokunmasına izin verebilir, hiç anlamıyorum! Ben bir yandan söylenirken, Dawn kalkıp “Hayatımın en iyi seksiydi” demez mi! Üstelik ben o haldeyken. Ne kadar sinirlendiğimi anlatamam. Sinirlendiğim için de yüklendikçe yüklendim. Haliyle o da çıldırdı ve ben daha ne olduğunu anlamadan karşıma elinde koca bir silahla dikiliverdi.

Kavga o kadar büyüdü ki en sonunda hatun gözünü bile kırpmadan ateş etmeye başladı. Tam bir kaçık! Pantalonumu bile giyemeden, apar topar çıktım evden. Tüm bunlar yetmezmiş gibi yan komşusu tüm küfürlerime şahit oldu. Off.. Bon Temps halkının ne kadar dedikoducu olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

Kaçık orospu. Onun yüzünden bu hale düştüğüme inanamıyorum. Lanet olsun! Neymiş her erkeğin başına gelebilirmiş. Ben her erkek değilim! Bu işin kesin çözümü için Lafayette’e uğrasam iyi olacak. Adamda herşeyin çaresi var. Bunun da vardır heralde?

 
Ekim 16, 2009

Bütün yaşananları şerif ve dedektif ile beraber izlemek benim için korkunç derecede utandırıcı oldu. Anlaşılan Maudette’in birlikte olduğu adamları gizlice videoya çekmek gibi tuhaf bir huyu varmış. Videoda onun öylece soluksuz kalışını ve odadan apar topar kaçışımı izlerken, bir yandan böylesi bir şeyi nasıl yapabildiğimi anlamaya çalışıyor diğer yandan da bu işten nasıl kurtulacağımı kestirmeye çalışıyordum. O an kendimi ne kadar aciz ve çaresiz hissettiğimi anlatamam.. Sonra birden ekranda Maudette’i gülerken görünce gözlerime inanamadım. Tanrım! Onu öldüren ben değilmişim!

Dedektif Bellefleur beni elbette ki o kadar kolay bırakmadı. Neticede bunu yapan ben olmasam da birileri onu öldürmüştü. Tek bildiğim şeyi, yani o gece izlediğim videoyu anlattım. Gördüğüm vampirin neye benzediğini tarif ettim. Ama Maudette’i öldüren her kimse, beraberinde videoyu da yok etmiş. Şerif Dearborne ve dedektif bir süre daha benden şüphelenseler de sonuçta gitmeme izin verdiler.

Geceyi Dawn ile geçirdim. Belli etmesem de bu olay beni o kadar korkuttu ve canımı o kadar sıktı ki yalnız başıma eve dönmek istemedim. Vampirlerin böyle birden ortaya çıkması, önce videoda izlediğim tuhaf yaratık, sonra Sookie’nin bir vampir bozuntusu ile kırıştırdığı haberleri! Dayanılacak gibi değil. Üstelik sabah uyandığımda Dawn’ın boynunda da ısırık izleri gördüm. Ne oluyor bu insanlara anlamıyorum! Vampirleri ne duymak ne de görmek istiyorum. Umarım geldikleri gibi geri dönerler tabutlarına!

 
Ekim 12, 2009

Son birkaç haftadır Bon Temps’da inanılmaz bir hareketlilik yaşanıyor. Baton Rouge’daki şiddet olaylarının ardından, bu küçük ve sessiz kasabanın bana iyi geleceğini düşünmüştüm. En azından bu bölgede de bizlerden birilerinin olabileceğini pek ihtimal vermemiştim. Ancak şu an herkes geçen hafta Merlotte’s barda yaşanan olayları konuşuyor. Duyduğuma göre, iki yıllık sürenin ardından bu bölgenin ilk vampiri ortaya çıkmış. Kendi gözlerimle görmedim, ve kendi gözlerimle görmediğim şeylere inanmak konusunda – özellikle de işin içinde insan faktörü varsa – hep çekimser olmuşumdur.

Kasaba halkı dedikoduya epey meraklı olduğundan, istisnasız herkes bu yeni vampir ile Merlotte’s barın şirin garsonu Sookie arasındaki yakınlaşmadan bahsediyor. Vampirlerin varlığını kabul etseler bile etrafta hiç vampir görmedikleri için, insanların ne denli şaşırdığını (ve bir o kadar da tedirgin olduğunu) tahmin etmek hiç zor değil.. Yine de, bana göre umut verici bu gelişmenin özellikle Sookie gibi genç bir kıza zarar vermesinden korkuyorum. Birlikte yaşamayı öğrenmeye çalışsak bile hem bizler, hem de insanlar arasında durumu hala kabullenmeye yanaşmayan, şiddet eğilimli önemli bir kesim var. Beni korkutan bu gerçekle yüzleşmemeyi umuyorum.

Vampir dedikodusunu atlatamadan Bon Temps, birkaç gün önce Maudette Pickens cinayeti ile bir kez daha sarsıldı. Cinayeti kimin işlediği henüz ortaya çıkmasa da Şerif Dearborne ve ekürisi dedektif Bellefleur’un Sookie’nin erkek kardeşi Jason Stackhouse’dan şüphelendiği ve sorgu için merkeze götürdüğünü duydum. Ancak bu işi o safcana oğlanın yapmadığından neredeyse eminim. Bon Temps’a geldiğim günden beri uzaktan da olsa insanları izliyorum, ve Jason tüm azgınlığı ve hovardalığına rağmen cinayet işleyebilecek bir insan çağrışımı yaratmadı bende. İnanın 400 yıl gibi bir süre yaşadığınızda insanları bakışlarından bile tanıyabiliyorsunuz!

İçimden bir ses, sırf beladan uzak durmak için geldiğim bu kasabada aslında belanın tam ortasına düştüğümü söylüyor. Olayların kaynağının adının Bill olduğunu duyduğum vampir ile ilgisi olduğunu düşünüyor bu yüzden de onunla bir an önce tanışmam gerekiyor. Bunun için, kimliğimi belli etmeden Merlotte’s bara gitmeyi planlıyorum. Ancak öncesinde Pickens cinayetini biraz kurcalamam gerekiyor.

 
Ekim 7, 2009

Kahretsin! Sanırım gerçekten kötü birşey yaptım. Ama hayır, yapmış olamam. Yapmış olabilir miyim?? Lanet olsun! Bütün gün inşaat işleriyle uğraştıktan sonra biraz eğlenmek istedim sadece..

Bu arada, ismim Jason. Jason Stackhouse. Bon Temps’da doğup büyüdüm. Son birkaç yıldır, ailemin ölümünden sonra bize kalan evde yaşıyorum ve geçimimi sağlamak için de belediyenin inşaat işleriyle uğraşıyorum. Bu sıkıcı şehirde, Merlotte’s dışında güzel zaman geçirebileceğiniz pek fazla yer yok. Ben de, kasabanın sayıları pek de fazla olmayan güzel bayanları ile takıldığım zamanlar dışında evde televizyon karşısında bira içmeyi seviyorum.

Dün akşam da birkaç şişe bira sonrasında Maudette Pickens’ı ziyarete gittim. Maudette.. Liseden beri tanıyorum onu ve Tanrı şahit ya gerçekten müthiş bir vücudu var.. Her neyse, gayet güzel takılırken daha önceden farketmediğim birşeyi gördüm. İlk başta anlam veremedim, zaten Maudette de konuyu değiştirmeye çalıştı. Ama bariz bir şekilde vampir ısırığıydı gördüklerim! Daha sonra kendi de itiraf etti zaten. Bunu, yani vampirin kendisini ısırmasına izin vermesini, para karşılığı yaptığını söyledi. Tam 1.000 dolar! İnanabiliyor musunuz! Sonra da o korkunç videoyu izletti bana. Keşke izlemeseydim.. O dişleri ve tüylerimi diken diken eden gözleri unutmam mümkün değil..

Ne olduysa sonrasında oldu zaten. Kendimi çok fazla kaptırdım sanırım.. Bilmiyorum. Bu sabah büyükannem haberini verdi. Maudette ölmüş! Daha doğrusu boğularak öldürülmüş. Öğleden sonra şerif Dearborne ve dedektif Bellefleur beni resmen sorguya çekti. “Maudette’i tanıyor musun?”, “İlişkinizin boyutu nedir?” Tanrım! Durumu çaktırmamak için elimden geleni yaptım. Ne var ki dün gece onun evinde olup olmadığımı sorduğunda daha fazla saklamamın olanağı kalmamıştı. Acaba nereden biliyorlar diye düşünürken dedektif durumu açıkladı. Maudette tüm geceyi benden gizli videoya çekmiş..

Bu geceyi gözaltında geçireceğim.. Tanrım, bunu ben yapmış olamam. Olamam!!

 
Kullanım Koşulları