Amerikan Vampirler Derneği’nin vampirleri toplumun bir parçası olarak kabul ettirmeye yönelik aktif çalışmaları sayesinde insanlar, (televizyondaki sıkı propaganda şovlarının da etkisi ile olsa gerek) son iki yıldır vampirlerin etrafta olmasını kabullenmiş görünüyor. Aslında bu bir kabullenişin ötesinde, alışmaya başlamakla ilgili sanıyorum. En azından varlığımızdan tedirgin olsalar bile korkup kaçmıyorlar, sadece delip geçen meraklı bakışlarını yöneltiyorlar.
Yine de aramızda görünmez ama kati bir çizgi var. Gün ışığına çıkamadığımız için hayat bizler için ancak hava karardıktan sonra başlıyor, o hayatı da insanlardan nispeten uzak, kendimize ait alanlarda geçiriyoruz. Legal haklarımız henüz olmasa da, bizlere özel restoranlar, barlar ve hatta oteller bile yapıldı. Gündüz de rahatça dolaşabildiğimiz, özel aydınlatmalı otellerin keyfine diyecek yok gerçekten. Hem minibarda bulunan hem de oda servisinden isteyebildiğimiz Tru Blood seçenekleri (benim tercihim her zaman 0 Pozitif’den yana, siz de denemelisiniz!) ve bahsettiğim tüm bu imkanlar, belki de gerçekten toplumun bir parçası olarak yaşayabileceğimizi gösterdiği için en azından bana umut veriyor!
Her ne kadar olumlu gibi görünse de yaşanan bu gelişmeler bazı kesimleri elbette ki öfkeden kudurtuyor. Başta Güneş Kardeşliği olmak üzere pek çok dernek ve kişi bizlerin dünya üzerinden ebediyen temizlenmesi gerektiğine inanıyor. Yasal haklarımızı alabilmemiz için çalışanlar olduğu kadar, bizleri tümden yok etmek için çalışanlar olduğunu da biliyorum. Neredeyse her akşam canlı yayında yakaladığım Newlin çifti, dinin muazzam gücünü insanları manipüle etmek için rahatlıkla kullanırken, Tanrı’ya duydukları sonsuz sevgi ile bizlere karşı duydukları sonsuz nefreti aynı cümle içine sığdırabiliyor, ve bizleri ekran başındaki milyonlarca insana hedef gösteriyorlar..
Televizyonda Nan Flanagan’ın Bill Maker röportajını dinliyorum: “Biz asla köle edinmedik, ya da nükleer bomba patlatmadık. Ayrıca Japonlar, bizim tüm besin ihtiyaçlarımızı tamamen karşılayan sentetik kanı yarattılar. Artık kimsenin bizden korkması için bir sebep yok.” Amerikan Vampirler Derneği, uzun bir süredir vampirlerin insanlarla aynı haklara ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunuyor.
Dünya üzerindeki varlığım neredeyse 400 yılı aştı. Tüm bu zaman süresince görmediğim şehir, gitmediğim ülke kalmadı. Vampirler ve insanlar arasında yüzyıllardır devam eden savaşın, bu seksi sarışın bayanın açıklamaları ile son bulacağına gerçekten inanmak istiyorum. Tru Blood sayesinde çok uzun süredir avlanmak zorunda değiliz ama yine de beklenen barışın o kadar kolay gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar uzun bir süredir etraftayım.