Aralık 7, 2009

Andy’nin bitmek tükenmek bilmeyen sorgulamaları nasıl sinir bozucu anlatamam. Kasabada öldürülen öldürülene, bunları araştırıp bulmak yerine adam benim ormanda koşturmama taktı kafayı. Tüm Geçen gün Terry’nin sorularını geçiştirmiştim ama aynı soru Andy’den gelince  bir çözüm bulmam gerekti. Ne söylesem diye düşünürken doğacı bir aileden geldiğimi, çıplaklığın bizim inancımızda doğal olduğunu ve ailemin ölümünden sonra yılda bir kez ormanda çıplak koşarak bir çeşit yas tuttuğumu salladım. Doğacı bir aile! Ben ve yas tutmak! Biliyorum çok matrak ama gıkını bile çıkaramayan Andy’nin hali daha matraktı! Yine de işi sıkı tutsam iyi olacak, bu kasabanın uyumayan gözleri var belli ki..

Bu arada Sookie kan yapıcı vitamin filan almaya başlamış. Bill’in ondan bu şekilde faydalanmasına katlanamıyorum! Şu cinayetleri kimin işlediği bir çıksa ortaya, eminim Bill’i parmaklıklar ardında görebileceğim.

 
Kasım 30, 2009

Biliyorum çok aptalca ama şu şeytan çıkarma ayini işe yaramış görünüyor! Her ne kadar temkinli yaklaşmaya gayret etsem de son birkaç gündür süregelen tablo karşısında sevineyim mi korkayım mı bilemedim. Önce evdeki tüm şişeleri (ki çoğu yarısına kadar doluydu!) çöpe boşaltan annem, sabah benden önce kalkıp (!!) en sevdiğim krepten pişirmişti, ve üstelik nefesinde zerre alkol kokusu yoktu. İnanılmaz birşey! O kadar neşeli, o kadar mutlu görünüyordu ki anlatamam. Çok uzun zamandan sonra ilk kez bir annem olduğunu hissetmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu tahmin dahi edemezsiniz.

Krep

Bu güzel haberi anlatmak için dayanamadım kahvaltı sonrasında uçarcasına Sookie’ye gittim. Çıldırmış bir halde temizlik yapıyordu. Yok oraya basma yok buraya dokunma diyip durdu bana. Lafı resmen ağzıma tıktı. Tam konuşacaktım ki ne göreyim! Ah Sookie, sen hiç akıllanmayacak mısın be kızım! Olan olmuş işte. O kadar uyarmama rağmen her zamanki inatçılığıyla bildiğini okumuş yine. Bin defa Bill’den uzak durması gerektiğini anlattım ama ne fayda! Saklama gereksinimi bile duymadığı boynundaki ısırıklar herşeyi anlatıyordu..

Sookie'nin vampir ısırığı

 
Ekim 26, 2009

Tanrım, sakin olmaya çalışıyorum ama ne yapacağımı, ne hissedeceğimi şaşırmış bir haldeyim! Neler oluyor bu kasabaya? Maudette Pickens öldürüleli daha bir hafta bile geçmedi! Şimdi de Dawn öldürüldü.. İnanamıyorum. Bu sabah Sam arayıp da Dawn’nın işe geç kaldığını söylediğinde, akşam içkiyi fazla kaçırdığı için uyuyakaldı diye düşünmüştüm. Eve kadar gidip kontrol etmeyi de ne yalan söyleyeyim gereksiz bir iş yükü gibi gördüm.. Nereden bilebilirdim ki.. Daha bir gün önce gülüp şakalaştığın, birlikte çalıştığın bir insanın ertesi gün yitip gittiğini, yok olduğunu görmek korkunç birşey! Onu, bembeyaz kesmiş bir şekilde yatağında öylece yatarken bulduğumda tek yapabildiğim çaresizce bağırıp yardım istemek oldu. Birkaç dakika sonra yanımda Jason’ı bulduğumda dayanacak birini bulmanın etkisiyle tutundum ona. Taa ki yan komşu gelip de saçma sapan şeyler söyleyene kadar. Bir gece önce Jason ile Dawn birlikteymiş ve sanırım büyük bir kavga başlamış aralarında. İnsanlar kavge edebilir ama bu onların cinayet işleyecekleri anlamına gelmez ki! Üstelik Jason böyle bir şeyi kesinlikle yapamaz!

Dedektif Bellefleur ve Şerif Dearborne’nun eve gelişiyle sorgu süreci de başlamış oldu. Etraftakilerin düşüncelerini dinlemekten hiçbir soruya konsantre olamadım. Böylesi trajik anlarda insanların ne kadar acayip şeyler düşündüğünü bir duysanız! Zavallı Dawn.. İçeride sorgulama devam ederken dışarıda mahalle sakinlerinin toplandığını, konuşma seslerinden duyabiliyordum. Jason, merkeze götürülmek üzere iki eli kelepçeli evden çıktığında, sanki maç izlemeye gelmiş gibi ellerinde biralarla dikilen insanlar kimbilir düşündü. Kimbilir diyorum çünkü tüm benliğimi bütün seslere kapadım. O an ihtiyacım olan en son şey düşüncelerimle başbaşa kalmaktı, ben de dinleyememeyi seçtim..

Bunu büyükanneme nasıl anlatacağım bilmiyorum, arka arakaya iki cinayet işlendi ve ikisinde de Jason tek şüpheli olarak içeri alındı. Ama bunu o yapmış olamaz, kardeşimi çok iyi tanıyorum, o cinayet işleyemez. Ah Jason, neden her seferinde belanın tam ortasında buluyorum ki seni. Hayatındaki kadınlar sadece bela açıyor başına.

 
Ekim 21, 2009

Maudette’te geçirdiğim o geceden beri nereye baksam vampirlerle ilgili şeyler görmeye başladım. Resmen psikolojim bozuldu. O tuhaf görünümlü vampirin yüzü gözümün önünden hiç gitmiyor. Üstelik de en olmadık anlarda başıma geliyor bu! Dün bütün gün yatakta bağlı bir şekilde Dawn’ı bekledikten sonra ona muzur bir oyun oynamak istedim. Akşam eve döndüğünde kılık değiştirip vampirmişim gibi davrandım. Ama olan bana oldu tabi.. Gayet güzel takılırken birden o şeytanın yüzünü görünce bütün keyfim kaçtı. Keyfim kaçtı derken, anlayın işte..

Dawn’ın daha önce bir vampirle birlikte olduğunu bildiğimden ötürü iyice sinirlendim. Bir insan nasıl olur da ölü olduğunu bildiği bir ucubenin kendisine dokunmasına izin verebilir, hiç anlamıyorum! Ben bir yandan söylenirken, Dawn kalkıp “Hayatımın en iyi seksiydi” demez mi! Üstelik ben o haldeyken. Ne kadar sinirlendiğimi anlatamam. Sinirlendiğim için de yüklendikçe yüklendim. Haliyle o da çıldırdı ve ben daha ne olduğunu anlamadan karşıma elinde koca bir silahla dikiliverdi.

Kavga o kadar büyüdü ki en sonunda hatun gözünü bile kırpmadan ateş etmeye başladı. Tam bir kaçık! Pantalonumu bile giyemeden, apar topar çıktım evden. Tüm bunlar yetmezmiş gibi yan komşusu tüm küfürlerime şahit oldu. Off.. Bon Temps halkının ne kadar dedikoducu olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

Kaçık orospu. Onun yüzünden bu hale düştüğüme inanamıyorum. Lanet olsun! Neymiş her erkeğin başına gelebilirmiş. Ben her erkek değilim! Bu işin kesin çözümü için Lafayette’e uğrasam iyi olacak. Adamda herşeyin çaresi var. Bunun da vardır heralde?

 
Ekim 7, 2009

Kahretsin! Sanırım gerçekten kötü birşey yaptım. Ama hayır, yapmış olamam. Yapmış olabilir miyim?? Lanet olsun! Bütün gün inşaat işleriyle uğraştıktan sonra biraz eğlenmek istedim sadece..

Bu arada, ismim Jason. Jason Stackhouse. Bon Temps’da doğup büyüdüm. Son birkaç yıldır, ailemin ölümünden sonra bize kalan evde yaşıyorum ve geçimimi sağlamak için de belediyenin inşaat işleriyle uğraşıyorum. Bu sıkıcı şehirde, Merlotte’s dışında güzel zaman geçirebileceğiniz pek fazla yer yok. Ben de, kasabanın sayıları pek de fazla olmayan güzel bayanları ile takıldığım zamanlar dışında evde televizyon karşısında bira içmeyi seviyorum.

Dün akşam da birkaç şişe bira sonrasında Maudette Pickens’ı ziyarete gittim. Maudette.. Liseden beri tanıyorum onu ve Tanrı şahit ya gerçekten müthiş bir vücudu var.. Her neyse, gayet güzel takılırken daha önceden farketmediğim birşeyi gördüm. İlk başta anlam veremedim, zaten Maudette de konuyu değiştirmeye çalıştı. Ama bariz bir şekilde vampir ısırığıydı gördüklerim! Daha sonra kendi de itiraf etti zaten. Bunu, yani vampirin kendisini ısırmasına izin vermesini, para karşılığı yaptığını söyledi. Tam 1.000 dolar! İnanabiliyor musunuz! Sonra da o korkunç videoyu izletti bana. Keşke izlemeseydim.. O dişleri ve tüylerimi diken diken eden gözleri unutmam mümkün değil..

Ne olduysa sonrasında oldu zaten. Kendimi çok fazla kaptırdım sanırım.. Bilmiyorum. Bu sabah büyükannem haberini verdi. Maudette ölmüş! Daha doğrusu boğularak öldürülmüş. Öğleden sonra şerif Dearborne ve dedektif Bellefleur beni resmen sorguya çekti. “Maudette’i tanıyor musun?”, “İlişkinizin boyutu nedir?” Tanrım! Durumu çaktırmamak için elimden geleni yaptım. Ne var ki dün gece onun evinde olup olmadığımı sorduğunda daha fazla saklamamın olanağı kalmamıştı. Acaba nereden biliyorlar diye düşünürken dedektif durumu açıkladı. Maudette tüm geceyi benden gizli videoya çekmiş..

Bu geceyi gözaltında geçireceğim.. Tanrım, bunu ben yapmış olamam. Olamam!!

 
Kullanım Koşulları