Ekim 1, 2009

Bugün Louisiana’da üçüncü günüm. AVL’nin yanı sıra eyaletteki bölge şerifleriyle de bir araya geldim. Hepimizin ortak endişesi vampir kanı ticaretinin engelleyemediğimiz bir biçimde artıyor oluşu. Bundan birkaç yıl önce, insan ırkı vampir kanı içmenin cinsel gücü inanılmaz ölçüde arttırdığını farkettiğinde durumun bu denli kritik bir hal alacağını hiç kimse tahmin etmemişti. Bugün artık insanlar, bir damla vampir kanı bulabilmek için tüm hayatlarından vazgeçebiliyor. Bunun herhangi bir madde bağımlılığından zerre farkı yok. Evet, kanımız inanılmaz tecrübeler yaşatabilecek bir kudrete sahip. Ancak bunun çok ağır bir bedeli var ve ne yazık ki pek çok insan bunun farkında bile değil. Hepatit D gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riskinin de ötesinde, bu bağımlılığın ölümcül sonuçları olabiliyor..

Bu gerçekten endişe verici. AVL, durumu biraz olsun kontrol altına alabilmek için, daha geniş kitlelere ulaşmanın en iyi yolu olan televizyon reklamları kullanıyor. Bu reklamlardan birini az önce buldum ve sizlerle de paylaşmak istiyorum. Reklam, vampir kanı (biz kısaca V diyoruz) bağımlısı genç bir kadının, yaşadığı korkunç tecrübeleri anlatmasından oluşuyor. Reklamda oynayan kızın “gerçekten” bağımlı olduğunu, AVL toplantısı sırasında öğrenmiştim. Bildiğim kadarıyla reklam yayına girmeden kısa süre önce de tedavi altına alınmıştı..

YouTube Preview Image
 
Eylül 25, 2009

Amerikan Vampirler Derneği’nin vampirleri toplumun bir parçası olarak kabul ettirmeye yönelik aktif çalışmaları sayesinde insanlar, (televizyondaki sıkı propaganda şovlarının da etkisi ile olsa gerek) son iki yıldır vampirlerin etrafta olmasını kabullenmiş görünüyor. Aslında bu bir kabullenişin ötesinde, alışmaya başlamakla ilgili sanıyorum. En azından varlığımızdan tedirgin olsalar bile korkup kaçmıyorlar, sadece delip geçen meraklı bakışlarını yöneltiyorlar.

Amerikan Vampirler Derneği

Yine de aramızda görünmez ama kati bir çizgi var. Gün ışığına çıkamadığımız için hayat bizler için ancak hava karardıktan sonra başlıyor, o hayatı da insanlardan nispeten uzak, kendimize ait alanlarda geçiriyoruz. Legal haklarımız henüz olmasa da, bizlere özel restoranlar, barlar ve hatta oteller bile yapıldı. Gündüz de rahatça dolaşabildiğimiz, özel aydınlatmalı otellerin keyfine diyecek yok gerçekten. Hem minibarda bulunan hem de oda servisinden isteyebildiğimiz Tru Blood seçenekleri (benim tercihim her zaman 0 Pozitif’den yana, siz de denemelisiniz!) ve bahsettiğim tüm bu imkanlar, belki de gerçekten toplumun bir parçası olarak yaşayabileceğimizi gösterdiği için en azından bana umut veriyor!

Her ne kadar olumlu gibi görünse de yaşanan bu gelişmeler bazı kesimleri elbette ki öfkeden kudurtuyor. Başta Güneş Kardeşliği olmak üzere pek çok dernek ve kişi bizlerin dünya üzerinden ebediyen temizlenmesi gerektiğine inanıyor. Yasal haklarımızı alabilmemiz için çalışanlar olduğu kadar, bizleri tümden yok etmek için çalışanlar olduğunu da biliyorum. Neredeyse her akşam canlı yayında yakaladığım Newlin çifti, dinin muazzam gücünü insanları manipüle etmek için rahatlıkla kullanırken, Tanrı’ya duydukları sonsuz sevgi ile bizlere karşı duydukları sonsuz nefreti aynı cümle içine sığdırabiliyor, ve bizleri ekran başındaki milyonlarca insana hedef gösteriyorlar..

 
Kullanım Koşulları