Televizyonda Nan Flanagan’ın Bill Maker röportajını dinliyorum: “Biz asla köle edinmedik, ya da nükleer bomba patlatmadık. Ayrıca Japonlar, bizim tüm besin ihtiyaçlarımızı tamamen karşılayan sentetik kanı yarattılar. Artık kimsenin bizden korkması için bir sebep yok.” Amerikan Vampirler Derneği, uzun bir süredir vampirlerin insanlarla aynı haklara ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunuyor.
Dünya üzerindeki varlığım neredeyse 400 yılı aştı. Tüm bu zaman süresince görmediğim şehir, gitmediğim ülke kalmadı. Vampirler ve insanlar arasında yüzyıllardır devam eden savaşın, bu seksi sarışın bayanın açıklamaları ile son bulacağına gerçekten inanmak istiyorum. Tru Blood sayesinde çok uzun süredir avlanmak zorunda değiliz ama yine de beklenen barışın o kadar kolay gerçekleşmeyeceğini bilecek kadar uzun bir süredir etraftayım.
İsmim Robert Moranti. Ölümlü hayatımdan sonsuzluğa kavuştuğumda 32 yaşındaydım ve İrlanda’nın, eski halini tamamen yitirmiş küçük şirin kasabası Waterford’da yaşıyordum. O dönemde özellikle Katolik Kilisesi’nin ağır yaptırımları, ben ve benim gibi Şeytan’ın oğlu olarak kabul edilen herkesi – kızıl saçlılar da dahil – kaçmaya zorluyordu. Gün ışığına çıkamamamız, saklanmamızı kolaylaştırsa da beslenmek zorunda olmamız, yüzyıllar boyu süregelen savaşların başlamasının en önemli nedenidir. Bizler için beslenmek, insanları öldürmek anlamına geliyordu..
Tüm diğer çaylaklar gibi ben de, yeni hayatıma başladığım anda hem yaşadığım kasabayı hem de sevdiğim herkesi geride bırakıp gitmek zorunda kaldım. İrlanda’dan Prag’a geldiğimde yanımda, kendi seçimim olmayan bu kaderin tek sorumlusu olan yaratıcım da vardı. Sözünden çıkamadığım tek kişi o oldu ancak ne var ki bana sınırsız bilginin kapılarını da o açtı. Bugün bildiğim herşeyi, tüm tecrübelerimi ona borçluyum.
Aradan geçen yüzyıllar, dünya üzerinde pek çok şeyi değiştirse de kilisenin karşıt görüşlerini, vampirlerin avını ve vampir avlarını değiştirmedi. Kendimizi koruyabilmek için yaydığımız söylentiler ile insanları vampirlerin aslında var olmadığına, sadece karanlık bir batıl inanç olduğuna inandırmaya çalıştık. Bir süre başarılı olduk da. Yeni nesiller varlığımızı kült romanlardan okudu, bu yüzden hem korkulan hem de merak edilen bir garip efsane olduk.
TV’de Flanagan açıklamalarını sürdürüyor.. Bu davayı kim kazanacak bilmiyorum, yüzlerce yıllık savaş ve korku son bulacak mı, sanırım bekleyip göreceğiz. Bu esnada ben, bildiğim ve yaşadığım herşeyi teker teker anlatmak istiyorum artık.
Vampirler yeniden aramızda. Yaşasın Tru Blood!
manyak ya abiler
Ben bu dizinin soundtrackine bayılıyorum!